Site Logosu

Gün Zileli

Aşk ve Devrim

Taha Akyol’un “Sovyet Sosyalizmi” Kitabı Üzerine birkaç Kısa Not

Asla Unutamam, Gün Zileli, Kitap Tanıtım, Sovyetler Birliği

 

 

Taha Akyol’un Dünyayı Bölen Devrim (Doğan Kitap, 2026) adlı kitabına ilişkin birkaç notum olacak.

 

“Anti-komünist Olmak”

 

Akyol kitabının “Önsöz”ünde kendini “anti-komünist” olarak nitelemiş (s. 7). Ne var ki, anti-komünist olmak komünizme karşı olmaktan daha derin bir anlama sahiptir. Anti-komünizm, militan sol karşıtlığıdır ki, bu ister istemez eli sopalı, TİP gibi sol partilerin toplantılarını basan saldırganları akla getirir. En azından bizim kuşak için böyledir bu. Bu yüzden “anti-komünist” nitelemesini duyduğumuzda tüylerimiz diken diken olur ve derhal Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin vb. vahşice saldırılarını hatırlarız. Dünyadaki genel anlamının da bundan farklı olduğunu sanmıyorum. Yani sağcı da olsa hiçbir yazar göğsünü gere gere “anti-komünist” olduğunu beyan edemez kolay kolay.

 

“Yeterince Gelişmemiş Ülkeler” mi?

 

Taha Akyol yine kitabın başlarında şöyle diyor:

 

“Komünizmin devrimle iktidara geldiği ülkelerin hepsinin despotizm geleneği güçlü, yeterince gelişmemiş, bireysel özgürlükleri özümsememiş ülkeler olması önemlidir.” (s. 11)

 

Kullanılan, paylaşmakta zorlandığım deyimleri burada tartışmayacağım ama Taha Akyol’un bu yargıyı ileri sürerken Çekoslovakya, Almanya gibi ülkeleri göz ardı ettiği çok açık. Örneğin Çekoslovakya, Kızıl Ordu’nun işgalinden önce de gelişmişlik düzeyiyle dikkat çeken bir ülkeydi.

 

“Terörist”

 

Taha Akyol, 19. Yüzyıldaki Çar’a karşı girişilen suikast eyleminden söz ederken, bunun “nihilist teröristler tarafından” (s. 30) gerçekleştirildiğini söyleyerek neredeyse yüzyıl sonra kullanılmaya başlanan “terörist” deyimini yüz yıl önceye taşımış oluyor.

 

Neçayev

 

Taha Akyol, “Neçayev, nihilist-anarşist bir Rus devrimcisidir” (s. 53) demiş. Böyle bir şey yok, yani Neçayev “anarşist” olduğunu herhangi bir yerde söylemiş ya da yazmış değil. Bakunin’le kısa süre işbirliği yapması onun anarşistliğinin değil, Bakunin’in Neçayev’in nihilist fikirlerine yaklaşmasının ürünüdür. Bakunin bu işbirliğinden kısa sürede vazgeçip yeniden anarşist tavrı benimsemiştir.

 

Çarlık Ailesi

 

Taha Akyol, Çarlık ailesinin katledilmesi olayını anlatırken, “… Çek ordusu bölgeye yaklaşıyordu. Bunu bilen Golyoşçekin infaz emrini verdi.” (s. 243) demiş.

Sözü edilen kişi basit bir infazcıdır, böyle önemli bir kararı verecek bir pozisyonu yoktur. Kararı veren Lenin’di. Bu emrini, katillere, Merkez Komite üyesi, örgütçülüğüyle tanınmış Svedlov aracılığıyla ulaştırmıştır.

 

“Sol Komünist”, “Sağ komünist” !!

 

Taha Akyol, 1920’lerde SBKP içinde cereyan eden mücadeleden söz ederken Troçkist sol muhalefete “Sol komünist” demiş (s. 299-329). Oysa “sol komünizm”, 1920’lerin başında Komintern içinde ortaya çıkmış ve hızla tasfiye edilmiş Avrupalı bir akımdır. Liderleri, Hollandali Pannekoek ve Gorter, İtalyan Bordiga vb. dir. Lenin, Sol Komünizm, Bir Çocukluk Hastalığı kitabını bu akıma karşı yazmıştır. Üstelik Troçkist sol muhalefetin bu akımla bir ilişkisi yoktur ve hatta Troçkistler Sol komünistlere şiddetle karşıdır.

Ayrıca, ilerideki sayfalarda Buharin muhalefetinden ve Ryutin Platformu’ndan söz edilirken (s. 336) bu eğilime Akyol, “sağ komünist” adını vermiş. Oysa SBKP tarihinde kendini bu adla nitelendiren ya da bu adla anılan herhangi bir akım ya da fraksiyon yoktur. Komintern tarihinde de öyle.

 

Kitap Dizini

 

Sovyetler Birliği tarihi yazılırken yabancı literatürün yanı sıra Türkçe telif ve çeviri eserlerin de dikkatle okunması gerekirdi. Örneğin gözlerim, kitap dizininde, bence 1917 ve sonrasına ilişkin yazılmış (ve Türkçeye de çevrilmiş) en iyi kitaplardan biri olan Alexander Rabinowitch’in üç cildini (Yordam Kitap, 2014-16) aradı ama boşuna. Diğer eksiklerden hiç söz etmeyeyim. Ayrıca dizin özensiz düzenlenmiş. Örneğin bazı çevirilerin çevirmenlerinin adı verilmemiş. Buharin’in eşi Anna Larina’nın hatıralarının İngilizcesinin kapağı kitabın içine konurken (This I Can Not Forget), Türkçedeki çevirisi (Asla Unutamam, çev: G. Zileli, İmge, 2018) ihmal edilmiş!

 

Gün Zileli

17 Mart 2026

www.gunzileli.net

gunzileli@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8 Comments

  1. 17 Eylül

    Merhaba Gün Hocam… 🙂
    Cehaletin cesaretinin sıradanlaştığı yerde bu türden “parlak fikirler ve ç özümlemeler” olabiliyor… Ve bu cehalet kendisini o kadar gözü dönmüş bir düşmanlık icinde ortaya koyuyor ki… Arada cehaletine dair bir kanıt (söz uçar yazı kalır ..) bıraktığının farkında dahi olamıyor…
    Ne demek lazım bilemedim…
    Vay Türkiye’mizin münevver entelijansiyasına…:( 🙁
    Tekrar başa dönüyorum…
    Bu “özgüven” cehaletten geliyor…. (Hem söyleyenin, hem söylenenin..)
    Ve bizim de iyi ki Gün Hocam gibi hassas akgı kanallarımız var…:)

  2. anonim

    Hocam anarşist ekonominin gerçekten mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?Bana kalırsa merkezi planlama sosyalizminden çok daha fazla problemi var.

  3. anonim

    Sayın Zileli. Yalçın Küçük vefat etti. Büyük bir aydın idi. Söyledikleri ve yazdıklarına büyük oranda katılmayanlar için bile -örneğin ben- böyle idi sanırım. Aydın karikatürü değil idi. Cenazesine gittim. Çok garipti bence. TKP ve Devrimci Parti bayrakları ile (Kırmızı ve Beyaz) katılımcılar toplanmışlardı. (Ne kadar olduklarını pek tahmin edemiyorum. Belki 500 vardı.). Mezarlık camisinde ikindi namazını kıldım. Kılanlar otuzu geçmezdi. Ancak sanırım cenaze için gelmiş (Yalçın Hoca’dan başka defin yoktu zaten) birkaç genç de namazda idi. Cenaze namazına topluluğun çoğunun katıldığını gördüm. İmamın sorularına da cevap verdiler. Tabutu askerlerce taşındı (Gazi olduğu için normaldi herhalde. Çok az sayıda -gelenlere güzergahı gösterip, tabutu taşıyacak kadar- asker vardı.). Yani hem sol ideoloji, hem din, hem rejim/asker bir arada idi. Çok sakin/huzurlu geçti. Ben polisin yoğun tedbir alacağını, arama yapılmadan ve kimlik sorulmadan katılım olamayacağını zannediyordum. Öyle olmadı. Ne polis barikatı, ne kimlik sorgusu, ne arama… Bütün bunlar bana şaşırtıcı geldi. Hocam size yazmamın nedeni, O’nun hakkında bir değerlendirme yazısı beklentimi de ifade içindir. Sanırım ilgi ile okunacaktır.

  4. Anonim

    Akyol’a medyada dolaşırken rastgelirim. Konusuna göre bazen yazılarını okurum. Uluslararası kapitalizmin sadık savunucularından biri olarak kendisini tanımlasa idi sanırım daha doğru olurdu. Küreselciler sevmeyince o da Çin’i sevmez. Gelişmişliğini bir şekilde kötülemeye bakar. Demokrasi, hukuk devleti falan boşverip seçkinci/küreselci, halktan bağımsız yönetimler ister. Bu kitabını ben okumadım. Tanıtımla ilgili kısmını okudum. Rusya’yı uluslararası sermayeye yağmalatan Gorbaçov’a büyük övgüler düzmüştür. Eleştirisi varsa da, işi iyi yapamadığındandır. Kesin konuşmuyorum, merak eden baksın. Birkaç kez dinlemişliğim var, kişiliğine, birikimine olumsuz bir şey demem. Doğru bulduğum değerlendirmeleri de yok değil. Ama konunun içyüzünün yazdığı kitaptan öğrenilebileceğini sanmıyorum.

  5. 'Taha Akyol' güvenilmez biri

    Taha Akyol, tabiri caizse; “sağlam ayakkabı” değil.

    “Kalbi kötülüklerle dolu biri” demiyorum, yanlış anlamayın.

    Bu hayatta, basın-yayın organlarında, medya içinde yıllar yılı kendine bir şekilde yer edinebilmiş pek çok kişi yıllardır pohpohlanmaya alıştıkları için; kendilerini pek çok konuda uzman (ve kanaat önderi) zannedebiliyor. Günümüzde “Taha Akyol” gibi kişilerin yaşlarının da artık epey ileri olması sebebiyle; kendi kendilerine “bilgi otoritesi” ünvanını da etiket olarak çok rahat yapıştırıveriyorlar.

    Taha Akyol’un ajitasyonlarla, manipülasyonlarla dolu bir gazetecilik, ve köşe yazarlığı geçmişi var. “Turgut Özal’ı övme yarışı”nda Mehmet Barlas’la rekabete girebilecek kadar dengesiz, güvensiz bir karakteri de vardır Akyol’un maalesef…

    Ve RTE’ye yıllardır beslediği güven yitip gidince, CNN Türk’de yayınlanan “Eğrisi Doğrusu” adlı epey eski programı da 2018 yılında sonlandırıldı:

    https://t24.com.tr/medya/cnn-turk-taha-akyolun-programini-sonlandirdi,628724

    Taha Akyol, RTE’yle kurduğu köprüleri yıkıp atınca; kendini yer yer “Ahmet Davutoğlu’nun küçük medya yörüngesi”ne, yer yer “Ali Babacan’ın küçük medya yörüngesi”ne dahil etmeye uğraşıyor; kısacası kendisini “ağır abi, kanaat önderi, eski gazeteciyim ben, söylediklerime dikkatinizi verin” reklamıyla pazarlamaya uğraşıyor.

    “Karar” adında bir internet haber sitesi var; Ahmet Davutoğlu’nun siyasî projeksiyonu çerçevesinde yayın yapan bir websitesi. Taha Akyol, şimdi bu websitesinin müdavim “köşe yazarlarından biri” oldu.

    Son olarak:

    Oğlu “Mustafa Akyol”; 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden önce “Fethullah Gülen cemaati”nin medyadaki, TV kanallarındaki “en güçlü” olduğu yıllarda TV’deki tartışma programlarının neredeyse tamamına yakınının demirbaş katılımcısıydı. Kendisi şu an (2026) Türkiye’de yaşamıyor, zaten bu imkânsız hâle geldi onlar gibiler için. 2026 yılı itibariyle YouTube’daki bazı unutulmaya yüz tutmuş muhabirlerin, gazeteci eskilerinin programlarına ara-sıra konuşmacı olarak bağlanıyor “Mustafa Akyol” o kadar, eski şöhreti kalmadı artık…

    Mustafa Aykol’un siyasî yönelim olarak (meşhur) “Ayn Rand” ekolüne yakın olduğunu, iktisadî anlamda “Friedrich Hayek & Milton Friedman” takipçisi olduğunu, özellikle ABD’deki “liberteryen, piyasacı” siyasî akımlarla sıkı sıkıya bağları olduğunu hatırlatayım.

    Taha Akyol’un henüz “2016 darbe girişimi” olmadan önce, yani henüz “RTE ile araları bozulmamışken” yazdığı şu kitap dikkatinizden kaçmasın:

    https://www.kitapyurdu.com/kitap/asyadaki-turkiye/63177.html

    Bütün bunları, “Taha Akyol”un (ve oğlu “Mustafa Akyol”un) güvenilmez birileri olduğu için yazdım; durup dururken kendilerini karaya çalmak için değil.

  6. Gün Zileli

    Yaazmayı düşünmüyorum.

  7. ahmet ozbek

    Sevgili Gün ağabey

    Yalcin kucuk hakkında yazınızı okudum. Daha çocuksu ve kontrol edilemeyen bir düşünce ve bilgi birikimine sahip olduğunu belirtiniz. Fakat önemli bir konu var ve bu konuda bir yorum gelmemiş sizden. Oda Küçük Hem Türk solu hem de Kürt solunda manipullatif bir karakterdi. Bu yüzden de hiçbirine yaranamadi. Doğru kurtların arasındaydı ama kendisi de bir kuzu değildi. Derin Devlet’in adına oradaydi.

  8. Gün Zileli

    Son derece spekülatif bir görüş. Bunu nerden biliyorsun, belgen var mı? Kanıtın var mı? Böyle tahminlerle insanları ipe götürmek olacak şey değil. Bu bir tevatür. Üstelik bunu tahmin olarak da değil, kesin bir gerçek gibi ileri sürüyorsun. Böyle şeyler yüzünden geçmişte milyonlarca insan ölüme gönderildi, biliyorsundur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Gün Zileli

Theme by Anders NorenUp ↑