Site Logosu

Gün Zileli

Aşk ve Devrim

Tahran’da 29 Aralık’ta Kitle Hareketi / İran’daki “Anarşist Cephe”nin Bildirisi!

Direnişler, Gün Zileli, İran, Rejimler

 

 

 

 

29 Aralık 2025 tarihinde (dün) Tahran Büyük Pazar’da kur fiyatlarını protesto eden esnaf dükkânlarını kapatıp sokağa döküldü. Halkın katılımıyla büyüyen gösteriler üzerine Molla rejiminin polisi göstericileri dağıtmaya çalıştı. Yer yer çatışmalar oldu. Bir gösterici, 1989 yılında Pekin’deki Tien an men olayları sırasında tankların önüne dikilen gösterici gibi, motosikletli polislerin önüne tek başına çıktı.

Olaylar devam etmektedir. İran İstihbarat Teşkilatı “Sipah” tespit edebildiği göstericilerin telefonlarına şu tehdit mesajını yollamıştır:

“08.10.1404 tarihindeki yasadışı toplantılara katılımınız istihbarat tarafından tespit edilmiştir. Bu nedenle, düşmanın istediği yasadışı toplanmalar bir daha sizin ve yakınlarınızın katılmaktan kesinlikle kaçınmanızı tavsiye ederiz.”

 

Gösterilen halen yer yer devam etmektedir.

 

 

Grevlerin Sürdürülmesine Destek İçin Anarşist Cephe’nin Bildirisi:

 

Yarınki protesto ve grevlerin arifesinde, Anarşist Cephe, grevlerin sürdürülmesi ve derinleştirilmesi yönünde yayımlanan çağrıları kararlılıkla desteklemektedir. Bugün şekillenen şey, geçici bir eylem değil; merkezileştirici ve baskıcı mekanizmalardan toplumsal gücün geri alınmasına yönelik kolektif bir iradenin somutlaşmasıdır.

 

Son günlerde esnaf, işçiler, öğrenciler, kamu emekçileri ve fırıncılar; her biri bağımsız biçimde, ancak aynı doğrultuda ve birleşik bir şekilde, protesto ve grevlerle bağlantılı çağrılar yayımlamıştır. Bu anlamlı eşzamanlılık, toplumun farklı sınıfsal ve mesleki konumlardan hareketle ortak bir kriz kavrayışına ulaştığını göstermektedir; kökleri süregelen sömürüye, geçim koşullarının istikrarsızlaştırılmasına, insan onurunun gaspına ve gerçek katılım yollarının tıkanmasına uzanan bir kriz.

 

Bu çağrıların önemi, bağımsızlıkları ve ayrışmış olmalarında yatmaktadır. Bağımsızlık, örgütsüzlük anlamına gelmez; aksine kolektif eylemin olgunluğunun ve aşağıdan öz-örgütlenmenin bir göstergesidir. Ortaya çıkan birlik, merkezilik ve emir temelinde değil; yatay dayanışma ve ortak çıkarların birlikte teşhisi temelinde şekillenmiştir. Bu model, baskı karşısında daha fazla yayılma kapasitesi, esneklik ve süreklilik barındırmakta; güç dengesini toplum lehine değiştirebilmektedir.

 

Yarınki protesto ve grevler doğrultusunda yayımlanan tüm çağrıları destekliyoruz ve bu eylemlerin sürdürülmesini, toplumsal direniş ve kolektif gücün yeniden inşası yolunda zorunlu bir adım olarak görüyoruz.

 

Yaşasın

Kadın, Yaşam, Özgürlük

 

 

Gün Zileli

30 Aralık 2025

www.gunzileli.net

gunzileli@hotmail.com

 

27 Comments

  1. 5 yıl daha...

    Türkiye’nin bekası için, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın görev süresi en az bir dönem daha (2028 – 2033) uzatılmalıdır.

    “İkinci Dünya Savaşı” döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nin bekası için “Franklin Delano Roosevelt (FDR)”, ABD Anayasası başkanlık süresini iki dönemle (8 yıl) sınırladığı hâlde; 1933’ten 1945’teki ölümüne kadar (12 yıl) başkanlık yapmıştır. “ABD başkanlık seçim curcunası” ile uğraşmadan, “ABD Anayasası” sağduyu ve vatansever mantıkla rafa kaldırılmış; bu sayede ABD “2. Dünya Savaşı”ndan çok olumsuz etkilenmemiş, hâttâ kazançlı çıkmıştır.

    Günümüzde “İsrail”, “Yunanistan” ve “Güney Kıbrıs Rum Kesimi”nin Türkiye karşıtı paktını elimine etmek, ve bu düşman üçgenine karşı koymak için; FDR örneğinde olduğu gibi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan da anayasal sınırlamaya rağmen cumhurbaşkanlığına devam etmelidir. Akdeniz’de suların ısınmaya başlayacağı bu dönemde onun liderliğine ve tecrübesine Türkiye’nin hayatî ihtiyacı vardır.

    Vatan sevgisi mi? / Partizanlık mı? Karar sizin.

    https://eksisozluk.com/entry/180803823

  2. Anonim

    “İşte böylece kazandıkları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına musallat ederiz.” (En‘âm Suresi, 6:129)

    Allah, zalim İsrail’i, siz zalim İslamcıların başından eksik etmesin!

  3. Anonim

    Pezeşkiyan İran’ın Gorbaçov’u olabilir mi?

  4. 5 yıl değil, yüzlerce yıl daha...

    Erdoğan zihniyeti yüzlerce yıldır aralıksız iktidarda zaten.

    Türkiye’nin sorunu Erdoğan, “askeri vesayet”, 12 Eylül, 12 Mart, DP, CHP, İttihat-Terakki, Abdülhamit, Abdülaziz, II. Mahmut diktatörlükleri (buzdağının görünen kısmı) değil, aşırı merkeziyetçi despotik üniter devlete (buzdağının kendisine) yol açan, halen devam eden Asya Tipi Üretim Tarzı’dır (ATÜT).

    Erdoğan’dan kurtulmak aslında çok kolay.
    Muhalefetteki CHP kitlesi ve Kürt halkı anlaşır:

    “Biz bu aşırı merkeziyetçi diktatörlükten kurtulmak için kendi yolumuza gitmek istiyoruz. Türkiye, Kıyı Anadolu (CHP), İç Anadolu (AKP) ve Kürdistan Cumhuriyetleri olarak üçe bölünsün”

    der, ve Gezi’den 10 kat daha güçlü bir halk isyanıyla Erdoğan’ı devirir.

    Ama yüzlerce yıldır ATÜT ideolojileriyle şartlanmış halk kitleleri için biraz zor.

    İran’da durum biraz farklı olabilir.

    Açlıktan ve susuzluktan ölme noktasına gelmiş bir halk ATÜT-MATÜT, feodalizm-meodalizm, kapitalizm-mapitalizm dinlemez, gerekeni yapar. Bu hep böyleydi, bundan sonra da böyle olacak.

  5. Anonim

    Merhaba,

    (31 Aralık 2025 at 16:21)

    Savınızı biraz daha açıklığa kavuşturur musunuz?

    “ATÜT” gerekçenizi anlıyorum, büsbütün haksız olduğunuzu söylemiyorum. Yanlış anlamayın.

    Karl Marx’ın “peygambervari” yönlerini bir kenara bırakabilirseniz; şu uyarısının bugün bile geçerli olduğunu görebilirsiniz:

    “‘Ekonomi’ denen şey; salt rakamlarla ilgili, salt istatistikî grafiklerde meydana gelen hareketlenmelerle ilgili, sadece kendi içinde (fanus gibi) anlaşılabilen, bir grup iktisatçının kendi arasında oynadığı matematiksel bir oyun olarak algılanıyor, insanlara böyle naklediliyor.

    Bu, doğru değil.

    ‘Ekonomi’, salt bir grup entelektüelin kendi arasında oynadığı ‘kalburüstü’ bir oyun değil.

    Hayatın her alanına dokunan; evimizde yiyeceğimiz ekmeğin miktarından, fabrikada üretilecek makinenin bileşenlerinin maliyetine kadar, derebeylerinin sömürü oyunlarından, kralların hazinesindeki altını nerelere harcadığına kadar çok geniş bir çerçevede incelenmesi gereken, capcanlı bir yapıdır ‘ekonomi’.

    ‘Ekonomi’; sadece ama sadece iktisatçılara terk edilemeyecek kadar önemlidir.”
    _______________________________

    “ATÜT” savınız; bugünün koşullarında bile izler taşıyor, ama güncellenmeyi hakeden bir sav, biraz eskidi (ama tamamen bitmedi).

    “Çin” her ne kadar kendini hâlâ “komünist” olarak tanımlasa da; ABD’yi hayran hayran baktıracak kadar “kapitalist” bir yapıya sahip. Kısacası: Çin; “sözde komünist, özde kapitalist” bir ülkedir.

    2026 yılına girmek üzereyiz, girdik…

    Bilgisayar ve cep telefonu endüstrilerinde kullanılan “çip rekabeti”; ABD ile Çin arasındaki mücadelenin temel unsurlarından birini oluşturuyor. “Yapay zeka (artificial intelligence)” alanında; birbirlerine çelme takmak için her fırsatı değerlendiriyorlar. Daha pek çok sebep sayılabilir elbette, bütün bunlar “ekonomi”nin gidişatının hangi yöne evrildiğinin göstergesi…

    Hâl böyle olunca; sizin iddia ettiğiniz “ATÜT” meselesi, eskimiş gözüküyor. Günümüzde olup-biteni açıklamakta yetersiz kalıyormuş gibi gözüküyor.

    Eğer böyle olmadığını düşünüyorsanız; “ATÜT” gerekçenizi lütfen daha ayrıntılı izah ediniz.

    Bu hayat;

    Sadece “Recep Tayyip Erdoğmaz” gibi,

    Sadece “Devlet Bahçesiz” gibi,

    Sadece “Abdullah Öcalmaz” gibi,

    beyni küflenmiş kişilerin gevezeliklerinden ibaret değil.

  6. Anonim

    anarşi

    Köken
    Fransızca anarchie “yönetimsizlik, kargaşa” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen anarχía αναρχία sözcüğünden alıntıdır. Eski Yunanca sözcük Eski Yunanca arχḗ αρχή “iktidar, hükümranlık, önderlik” sözcüğünden a(n)+ ön ekiyle türetilmiştir.

    Ek açıklama
    İngiliz iç savaşı günlerinde zuhur eden kavramlardan İngilizce anarchism ilk kez 1642′de, anarchist 1678′de kaydedilmiştir.

    Benzer sözcükler
    anarko-, anarkokapitalizm, anarkosendikalizm, anarşik, anarşist, anarşizm

    Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

    anarşist [Mustafa Sait Bey, Avrupa Seyahatnamesi (1898), 1898]
    Esnâ-yı râhta Luccheni isminde habis bir İtalyan anarşisti tarafından cerhedilir.

    [Ali Seydi, Lisan-ı Osmanide Müstamel Lugat-i Ecnebiye, 1911]
    anarşi: hükümetsizlik, idarei umurda kemal-i intizamsızlık

    https://www.nisanyansozluk.com/kelime/anar%C5%9Fi

  7. Anonim

    sosyalist

    Köken
    Fransızca socialiste “toplumsalcı” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Fransızca social “toplumsal” sözcüğünden +ist° ekiyle türetilmiştir.

    Ek açıklama
    Sözcük İngilizcede en erken 1822′de, Fransızcada 1831′de kaydedilmiştir.

    Benzer sözcükler
    sosyal demokrat, sosyal-faşist, sosyalizan, sosyalizm

    Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

    sosyalizm [Basiretçi Ali Bey, İstanbul Mektupları, 1870]
    malum olduğu vechile sosyalizm tellallarının, yani dünyada ağniya ile fukara arasında hallāk-ı cihānın takdīr-i lemyezelīsiyle vaki olan farkı kaldırmak (…)

    [Gayret (haftalık gazete), 1895]
    Siz kâffe-i milletimizi Hınçakyan gibi anarşist, Troşakyan gibi sosyalist, kendiniz gibi materyalist mi kıyas ediyorsunuz? Siz adeta Cizvit takımına mensub bir müfsidsiniz.

    sosyal demokrat [Cumhuriyet – gazete, 1930]
    Doktor Rıza Beyin eski sosyal demokrat fırkasının ihya edilmesine mâni yoktur.

    https://www.nisanyansozluk.com/kelime/sosyalist

  8. Gelenler / Gidenler

    “Alexandria Ocasio-Cortez” geliyor

    “Zohran Mamdani” geliyor

    “Rahul Gandhi” geliyor

    “Yulia Navalnaya” geliyor

    “Yanis Varoufakis” geliyor

    “Ekrem İmamoğlu” geliyor

    “Selahattin Demirtaş” geliyor

    ************************

    “Donald Trump” gidiyor

    “Xi Jinping” gidiyor

    “Vladimir Putin” gidiyor

    “Benjamin Netanyahu” gidiyor

    “Narendra Modi” gidiyor

    “Ali Hamenei & Mesud Pezeşkiyan” gidiyor

    “Recep Tayyip Erdoğan” gidiyor

  9. Bir Soru

    Konuşmayı, anılarını anlatmayı düşünür mü?

    Bu konuda ne dersiniz Gün bey, tahminleriniz nedir?

  10. Gün Zileli

    Sorunuzu kısaltarak almak zorunda kaldım. Sözünü ettiğiniz kişiyle bir bağlantım yok. Bu yüzden size mülakat verip vermeyeceğini bilmem de imkânsız. Kendisini bulup sormanız gerekir.

  11. Anonim

    Doğum gününüz kutlu olsun Gün bey.

    80 yaşına ulaştınız…

  12. Zohran Mamdani

    Ben, “demokratik sosyalist” idealleri benimseyen bir siyasetçiyim.

    Sadece New York’a değil, bütün dünyaya “demokratik sosyalizm”in ne demek olduğunu ispatlayacağım.

    Mücadelemiz daha yeni başlıyor.

    Zohran Mamdani
    New York
    112. Belediye Başkanı

    1 Ocak 2026

  13. Pipsqueak

    Gerçekten gerçek anarşistlik, özgürce köle olma cilveleri ve ya da falan filan
    – ÖNCE GERÇEKTEN GERÇEK ANARŞİSTLİK:
    “Grevlerin Sürdürülmesine Destek İçin Anarşist Cephe’nin BİLDİRİSİ”: Yiyeceği Boş ver! Yiyecekle Aramıza Girenler Çok Yaşa!
    Yaşasın yukarıdaki Eski-Yeni Anarşist-Allah Peygamberi!
    – SONRA GERÇEKTEN GERÇEK YAĞCILIK CİLVESİ:
    “5 yıl daha… 30 Aralık 2025 at 17:55” Vatan sevgisi mi? / Partizanlık mı?
    Yaşasın yukarıdaki Eski-Eski Devlet-Allah Peygamberi!
    Bak sana benzeyenlere: Gelenler / Gidenler
    – DAHA DA SONRA GERÇEKTEN GERÇEK ÇAYLAKLIK CİLVESİ:
    “Gelenler / Gidenler 01 Ocak 2026 at 01:34”
    Beyni okul-medya dolu çaylak sıradanların “gelen gideni aratır” lafını bile duymamış!
    Yaşasın Çaresizlik Can Kurtaran Demokrasi Simidi Dağıtan Şarlatanlar! Yaşasın Faşistlerin Son Temizlemesiyle Düzenler Yerine Yeni-Eski Düzenleri İsteyenler!
    Yaşasın Çaresizlik Can Kurtaran Demokrasi Simidi Dağıtan Şarlatanlar! Yaşasın Faşistlerin Son Temizlediği Düzenler Yerine Yeni-Eski Düzenleri İsteyenler!
    Şimdide lüks ve bolluk dünyasında doğan, okullanan, televizyonlanan, medyalanan, entelektüellenen falan filanların daima unuttukları sonsuzdan büyük bir GERÇEK ve İKİ HABER:
    YİYECEK YA DA YİYECEKSİZ HAYAT, hiç değilse son dahilerin atıp tutmaları gerçekleşene kadar, ŞİMDİYE KADAR İMKANSIZDI. DAHA DA ÖNEMLİSİ, YİYECEK İLE İNSAN ARASINA GİREN PEZ*VENKLER ŞİMDİYE KADAR DÜNYAYA EGEMEN OLDULAR!
    – DOĞA, EVREN, İNSAN DİKTATÖRLÜĞÜ PEŞİNDE OLANLARIN YALANLARINA BİR BAKIŞ.
    Kanıtlaması bile gereksiz apaçık bir olgu var. Sıradan insanlar tarih boyunca çeşitleri üssel artan yiyecekler, kısacası ölümsüzlük suyunu (yaşam iksirini) aradılar. Bunun önemi Yapay Zeka, Veri Tabanı, Uzay Turistliği ve hatta şimdi Genetik Manipülasyonu ile Neşe Dolu Robotlar yaratma müjdeleyen ABD-Çin faşist ruhluluğunu fazlasıyla aşar.
    Erkek olmak için can atan feministlere kötü haber: Dünyanın en eşsiz aşçıları kadınlar ve kadınlar bu geleneği ayakta tuttular.
    Fazla derine dalmaya da gerek yok: “Koca karı ilaçları” lafını hatırlayın yeter.
    Eğer ölümsüzlük suyu bulunursa en başta kana susamış pis suratlı devlet-endüstri ve bilimci teknisyenler- bankacılar severek köle olurlar.
    – ARAYANLARIN DAYANILMAZ HAFİFLİK DÜNYASINDAN ÇIKIŞ. Her yüz yılda, çok az da olsa, insana ümit verici haberlere rastlanıyor:
    İsrail ‘Kadınlar Barış İçin Çalışıyor’ ve Filistinli ‘Güneşin Kadınları’ Ekim 2023’teki BİLDELİLERE mesajları:”İsrailli ve Filistinli anneler kan dökülmesine karşı!”

  14. Pipsqueak

    Gelmiş geçmiş tüm politikacıların özünü tanımlayanlar arasında en çok beğendiğim:
    “Çoğunluğun kendisi gibi sahtekar ve dolandırıcı olduğunu ve çoğunluğun kendisi gibi sahtekar ve dolandırıcı olmaya can attığını bilen silik insana politikacı denir.”
    “Zohran Mamdani 02 Ocak 2026 at 02:53” büyüyünce olmak istediği ve imrendiği Zohran Mamdani’nin sahtekerlığını bu siteye eklemeden önce İnternette demokratik sosyalistin ne olduğunu ve tarihini sadece iki dandik Vikipedi ve Yapay Zeka Bakışı, en-formasyon sitelerinde arasaydı hem bu herifin cahilleri kandırdığını hem de kendi cahilliğini görür BELKİ vazgeçerdi.
    Bence “utanmak” sözcüğü artık sözlüklerden silinmeli. Gerçi artık bilimciler, bilginler, entelektüeller, sosyal bilimciler ve dahilerin Trump ve benzerleri politikacıların önünde secdeye vardıkları, arkasında k*çlarını yaladıkları bir zamanda “Zohran Mamdani 02 Ocak 2026 at 02:53” yorumunu yapandan başka bir şey beklemek bir mucize beklemek demektir.

  15. Anonim

    “pipsqueak” bey,

    “Alexandria Ocasio-Cortez” kötü biri mi?

    “Zohran Mamdani” kötü biri mi?

    “Selahattin Demirtaş” kötü biri mi?

    Bu soruları size soran ben; “aklı bulanık” & “kandırılmış” biri miyim?

    Eğer size zahmet olmazsa; bu soruları samimiyetle yanıtlar mısınız?

  16. Pipsqueak

    “Anonim 03 Ocak 2026 at 01:44” Bey,
    İlk önce benim kabalığıma karşı bir cevap bile verdiğiniz ve değerli sorular yönelttiğiniz için hem özür diler hem de teşekkür ederim.
    – Kısa ama sahtekarca bir yanıt vereyim. Zileli, son yıllarda kendini adadığı Lenin, Stalin vb eleştirilerinde o kişilerin iyi/kötü olmaları değil bağlı oldukları ideolojilere içkin yanları açığa vurmaya çalıştı.
    – Çok sevdiğim bir arkadaşım Lenin’i diğer bir kurtarma vaat eden Musa’ya benzetti: Musa Yahudileri Firavundan kurtarır, sonra sıradanlar bolluk hayalleri kuradursun, Musa Saray’da büyüdüğünden, onun tek bildiği bolluk SARAY! Kendisi de Firavun olmak ister. Kötü bir insan olduğu için değil, TEK BİLDİĞİ DÜNYA O! Lenin de iş bittikten sonra içini dinler ve tıpkı Musa gibi, YENİ BİR DEVLET KURMADAN BAŞKA BİR ŞEY İŞİTMEZ!
    Not: Eğer yanılmıyorsam Zileli de Marksizm’in kendinde bunu gördü ve terk etti.
    – Üçüncü örneğimi beğendiğim bir tarih filozofundan aktaracağım. Bu filozofa göre tarih oyun oynamayla gerçekleşir. Nefret ettiğim Kapitalizm bile bir oyun ama püf taraflarına veya filozoftan ayrılığına dalarsam bir kitap olur.
    Not1: Oyun ancak ve ancak oynamakla oyun olur. Eğer bir örnek verirsem, günümüzdeki futbol bir eğlence endüstrisi, bir eğlence ticareti. Çocuklar ve hayvanlar ise şahane ve mükemmel örnekler!
    Not2: Her oyun belli bir yerde, belli bir zaman içinde, belli ve bilinen kurallarla oynanır. Örneğin satranç oynarken kural keyfi değişmez.
    Not3: Oyuna bunlar bilinerek ve özgürce katılınır. İşte bunda filozof bir hataya düşer. Uzatmadan, din oyununa katılan, gerçek dünyada kural olmadığından (hastalık vs) oyundan çıkınca özgür olur. Örneğin “alın yazısı”, “kader” vb.
    Nihayet baklam ağzımdan çıkacak.
    Filozofun şahane lafı: “Oyuna katılır da hile yaparsan affedilirsin, yok ama oyuna katılmazsan kafanı koltuğunun altına alırsın!”
    Saydıklarınız oyuna katılıp hile yapanlar!
    Uyarı Notu: Bence iyiyi kötüden ayırmayı sadece ve sadece hilekar şarlatanlar ve sahtekarlar yapar!
    Sanırım çember döndü aynı yere geldi. Marks, Lenin, Mao ve yandaşları bu yolun yolcuları. Hatta Marks’ın devamlı tekrarladığı bir atasözü kendi ve müritlerini tanımlar “cehennem yolu iyi niyetlerle döşenmiştir”.
    Şimdi de size sorum.
    Giriş: Devletler ve sadık uşaklarıyla işbirlikçileri en fazla 10 bin yıldır tarihte yer aldılar. Lütfen siz de saygılı davranın ve kabul edin ki bu en az 300 BİNLİK İNSAN TARİHİNİN en fazla %3,4’dü!
    Not: Bence Devletlerden önce ne tanrılar ne zaman ne de tarih vardı ama o ayrı bir konu.
    Bu 10 bin yıl içinde insanları, örneğin toplumdan kopmuş ve toplumun en derin yapısında yer alan dalkavuk bilim adam ve kadınlarının, doğal ki İNSANLIK için, doğa incelemeleri, adlandırıp, etiketlendirip, merdiven basamaklarına koyup… işe yarar/işe yaramazları seçmeyen bir toplum biliyor musunuz?
    Son 10 bin yılın 9700 yılı konumuz olan toplumların gıdasını, var oluşunu, devamını sağlayan köylüler (tarımcılar) çoktandır çöp tenekesindeler! Çoktandır şehir züppeleri tarafından hor görülürler!
    Belki de 17’nci yüz yıl teknolojik-endüstriyel devrimden beri “utanmak” kelimesi sözlükten çıkarılmalıydı. Hatta daha da önce, Rönesans ile, ayıp donları giydirmeden, ÇIPLAK GÜCE tapmaya başlandı. Trump bunu açıkça ve g*tünü yırtarak bağırıyor!

  17. Anonim

    “pipsqueak” bey,

    Yaşım epey ileri; sizin kaç yaşında olduğunuzu, bu hayatta neler görüp-geçirdiğinizi bilemem.

    Yazıma “yaş” meselesiyle başlamamın sebebi; “yaş obsesyonu” olarak nam (ün) salan, İngilizce’de “ageism” olarak bilinen “ayrımcılık”, “yaşlılığı hakir görücülük” davranışlarının günümüzde epey pompalanmasıdır. Eğer siz de dikkat ettiyseniz; daima mutlu olmak insanlara şart koşuluyor, daima “genç kalmak” insanlara şart koşuluyor.

    [Not: “Genç öl ki, cesedin yakışıklı gözüksün.” deyişi bile epey yaygın bugün.]

    Ömrüm boyunca karşılaştığım siyasetçilerin çoğu “yaşını başını almış” insanlardı. Bazıları amca veya dedeydi, bazıları teyze veya nineydi; rakamsal olarak yaş skalasının ne olduğunu az-çok kestirebilirsiniz.

    Eğer felsefeyle bir miktar ilgilenen biriyseniz; “Aristoteles”in üfür üfür ipe diz, “yarı sahte yarı gerçek” sözlerinden bazılarını duymuşsunuzdur. Bunlardan birkaç tanesi şöyle:

    • “Gençlerden siyasetçi olmaz.

    Hem hayatın kendisi hakkında hem yönetmek fiili hakkında makûl seviyede tecrübesi olmayan, ve çoğu zaman acele kararlar verip çok çabuk pişman olmaya eğilimli gençlerin siyasetle uğraşmasını, ve etrafındakiler tarafından siyasete girmeye teşvik edilmesini doğru bulmuyorum.

    Bir toplumda huzurlu yaşam için nispeten istikrar tutturabilecek siyaseti; hayat tecrübesi olanlar sağlayabilir, bu insanlar da genellikle yaşlanmaya başlamıştır ya da zaten yaşlıdır.”

    • “A young man is not a proper hearer of lectures on political science; for he is inexperienced in the actions of life, and its discussions start from these and are about these.”

    Kaynak: “Nikomakhos’a Etik”,
    Kitap 1,
    Bölüm 3

    • “Young people tend to act according to passion rather than reason, and therefore lack practical wisdom (phronesis).”

    Kaynak: “Nikomakhos’a Etik”,
    Kitap 2 ve 4

    • “The young are suited for physical tasks, the old for deliberation and judgment.”

    Kaynak: “Politika”,
    Kitap 7
    _______________________________________________

    “Aristoteles”in bizzat kendisi ile ilgili, düşünceleri ile ilgili uzuuuuun uzuuuuun didişebiliriz, zamanımızı buna harcayabiliriz, gerek yok. Sadece yukarıda tırnak içinde söylediklerinin sınırlarında kalarak, konuyu dağıtmadan devam edelim.

    “Alexandria Ocasio-Cortez”, “Zohran Mamdani” veya bunlar kadar “genç” olan herhangi bir başka siyasetçi; kendini sırf “demokratik sosyalist” olarak tanımlıyor diye, bu kişilerin siyaset yapış şekillerine hiç şahit olmadan, en baştan, otomatikman, önyargı dolu bir tavırla onlara hemen itiraz etmek, onları hemen iptal etmek doğru bir davranış mı? “Doğmamış çocuğa, don biçmek.” denmez mi buna?

    Özellikle 20. yüzyıl boyunca yaşanmış, tecrübe edilmiş “kahredici sosyalist yönetim deneyleri” ile Alexandria Ocasio-Cortez’in veya Zohran Mamdani’nin yönetim şekillerini kıyaslayıp, sürekli karamsarlığa yönelten zorakî benzerlikler kurmak, ve bu “gençler”in çabalarını hemen hakir görmek, hemen küçümsemek; hâlihazırda azgınlaşmış “Donald Trump gibi diktatörler”in gücünü daha fazla pekiştirmiyor mu?

    Siz şöyle mi görüyorsunuz:

    “Donald Trump’ın diktatörlüğü yerine, Zohran Mamdani’nin diktatörlüğünü niye tercih edelim? B*k aynı b*k, üzerinde uçan sinek farklı sadece.”

    Zohran Mamdani’nin “sosyalist diktatörlük” kurmak istediğine emin misiniz? Geçmişteki “kahredici sosyalizm” sebebiyle yaşanan acılar, sizin bugünkü düşüncelerinizi yanıltıyor olamaz mı?

    Eğer böyle düşünüyorsanız, bugün yaşlılara yönelik ayrımcılık davranışını (sanki intikam alırcasına) genç siyasetçilere yansıtarak; karamsarlığı daha fazla arttırmış olmuyor musunuz?

    “Trump’ların dünyası” zaten cehennem gibi; ruhlarımızı mahvettiler.

    “Mamdani’nin (ve onun gibi genç siyasetçilerin) kurmaya çabaladığı dünya” ise; dikensiz gül bahçesi değil, mükemmel olmak zorunda değil.

    Ama Mamdani (ve onun gibi genç siyasetçiler); hiç olmazsa insanlara hakaret etmiyor.

    “Alexandria Ocasio-Cortez”, “Zohran Mamdani”, “Selahattin Demirtaş” gibi siyasetçileri; geçmişin kahredici sosyalist tortularından beslenen birer müsvedde, birer yalancı olarak görmek zorunda mısınız?

    “Aristoteles”in sözü belki doğru değildir, belki yanılmıştır. Belki “genç siyasetçiler”e karşı önyargılı olMAmak gerekir…

    Ne dersiniz?

    Sizden, Zohran Mamdani’yi (ve onun gibi “genç siyasetçiler”i) övmenizi beklemiyorum; önyargılarınızı azaltmanızı tavsiye ediyorum, hepsi bu.

    Hâlâ “geçmişteki kahredici sosyalist deneyler” ile mi kıyaslayacaksınız Zohran Mamdani’yi ve onun gibi “genç siyasetçiler”i ?

  18. Anonim

    Sayın Zileli,

    Donald Trump’ın, Nicolas Maduro’nun ellerinin kollarının bağlanıp ABD sınırları içine getirilmesi operasyonuna onay vermesi;

    Vladimir Putin’in, Volodimir Zelenski’nin ellerinin kollarının bağlanıp Rusya sınırları içine getirilmesi operasyonuna onay vermesine gerekçe teşkil eder mi?

  19. Gün Zileli

    yazı birazdan geliyor.

  20. Pipsqueak

    “Anonim 04 Ocak 2026 at 01:34” BOY
    En başta bu akıl almaz cevabın bana hatırlattığı bir darbımesel:
    Baba ile şaşı oğlu gece gökyüzüne bakarken baba oğluna döner,
    – Oğlum senin bir sorunun var, her şeyi çift görüyorsun, der. Oğlu cevap verir,
    – Ama baba ben dört ay görmüyorum!
    Siz benim “Pipsqueak 03 Ocak 2026 at 13:07” yorumumdan genç/yaşlı soytarılığını nasıl çıkardınız?
    Siz benim yazdıklarımı ya okumamışsınız ya da zerre kadar anlamamışsınız.
    Üstelik en azından ve hiç değilse, günümüz devlet başkanlarının ve diğer politikacıların yaşlarını öğrenseydiniz bu kadar saçmalamazdınız.
    Bence siz boş konuşmasını Aristotel-asslerle süsleyen eşsiz bir bilgiçsiniz. Harika dalkavuk ve uşak ruhunuz var! Sakın politikacıların k*çlarını yalama fırsatını elden kaçırmayın! Zırvalama dolu özgeçmişinizi Cortez veya Mamdani veya Demirtaş’a veya her üçüne gönderin. Bunamış moruklarla kendileri gibi gençler birleşir YENİ VE DAHA İYİ GENLERLE, HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ DAHA İYİ BİR GELECEĞE, BU LAFLARA İNANAN ENAYİLERİN SIRTINA BİNEREK YOL ALIRSINIZ!
    Sizde zerre kadar saygı olsa, yaştan dolayı küçülen beyniniz ya da sıradan da olsa bir politikacı olmak hırsıyla beyniniz sulandığından, soruma kulak asmamak yerine cevap verirdiniz:
    10 bin yıllık devletli toplumlar arasında, devlet sınırları içindeki insanlara eşitlik sağlayan, hayatla insanlar arasında p*zevenklikle geçinmeyen bir Devlet biliyor musunuz?
    Sizin bunamış bir kara cahil olduğunuzu bildiğim için ben cevap vereceğim:
    Eşitsizlik Devlete içkin. Eşitsizlik, baskı, hiyerarşi, gaddarlık, ölüm saçma Devletin varoluş gıdası.
    Beni en çok şaşırtan bir anarşist sitede Pierre Clastres’nın “Devlete Karşı Toplum” kitabını okumamış bir kara cahil hödüğün ele aldığım konuyu anlamadığı yetmez gibi utanmadan laf ebeliği yapması. Cortez ve Mamdani ve Demirtaş gibi cehennem yolunu iyi niyetlerle döşeyen muhabbet tellallarına yağcılık yapan bir zavallı.
    Cahilliğinizi kapatayım derken daha da derin bataklığa saplanmış.
    Aristotel-ass bilginiz okul-medya beyin yıkama fabrikası dedikoduları.
    GENÇ/MORUK konusuyla kafayı yiyen moruk ‘Anonim 04 Ocak 2026 at 01:34’, “akıl başta değil GENÇ yaştadır” sloganıyla Cortez-Mamdani-Demirtaş GENÇLİĞİNE akıl hocası olmaya heveslenmiş olmalı. Her dalkavuk gibi biliyor ki gerçek/doğru sözcüklerdedir (yani politikacıların dırdırlarında) ve emir verendedir (yani kendisi gibi politikacıların emir aldıkları baş kasaptadır). ‘Anonim 04 Ocak 2026 at 01:34’ özgeçmişini beyin yıkama fabrikası okul-medya dedikodularıyla süslemiş. Örneğin Aristotel-ass.
    Moruğun kafası almasa da bende biraz Taoistlik olduğundan gerekeni yazıp başladığımı bitireceğim.
    Moruk ve Aristotel-ass gibi şakşakçılar tarihte ve hele şimdi saymakla bitmez.
    Ama istisnalar, parmaklarla sayılacak kadar az da olsa, var.
    Kendisi bir pohpohçu olan, Çin Herodot’u (MÖ 484– 425), Ssu-ma Ch’ien (MÖ 145-86), Chuang Tzu’yu örnek alır:
    “Gerçeklere dayanmayan boş laflar. . . öncelikle kendisini memnun etmek amacıyla söylenen ve İNSANLARIN YÖNETİCİLERİ İÇİN YARARSIZ OLAN LAFLAR (bak şu bizim moruk gibi yönetici yalakasına!). Lao Tzu hala bir şeyler yapmak istiyordu, ama Chuang Tzu hiçbir şey yapmak istemiyordu. Hatta ne yapması gerektiğini bildiğini, ama yapmak istemediğini söyledi.”
    Shang Yang (Çin’de), Aristotel-ass’in hocası Platon (Sicilya’da) LİDER YALAKACILIĞI yapma girişimleri yapmışlardı. Tarih ve hele şimdi benzeri uşaklarla dolar taşar.
    Her neyse. Geleyim bu GENÇ/MORUK uzun havaları çeken kara cahilin anlamayacağı asıl konuya.
    Makedonyalı Philip Aristotel-ass’i, oğlu İskender’e polis hakkında bilmesi gereken her şeyi anlatmaya davet eder ve dalkavuk Aristotel-ass hemen koşar.
    Bu sırada GENÇ İskender’in annesinin emriyle Makedonya kralı MORUK babası Philip öldürülür.
    20 yaşındaki GENÇ İskender Aristotel-ass’i boş verip asıl dersini şarap ve zeytinyağı üretenleri görmekle alır. Yani işin sırrına varır.
    Kendini etrafını saran şakşakçıların akımına bırakır: “Büyük” olur, “Şahların Şahı” (Şehinşah) olur. GENÇ İskender tarihte şimdiki gibi kıta kıta zıplayan turistlerin İLKİ olur.

  21. Pipsqueak

    Bilgiç “Anonim 04 Ocak 2026 at 01:34” Efendi
    Demin son yorumumu bu siteye kopyalarken Zileli’nin “Devlet: Haydut Devlet, Korsan Devlet…” yazısını görüp okudum.
    Adres: https://gunzileli.net/devlet-haydut-devlet-korsan-devlet/
    İki alıntı:
    “Sorun sadece ABD de değildir. Dün attığım bir twitte belirttiğim gibi, BÜTÜN DEVLETLER HAYDUTTUR ASLINDA. ONLARIN BAŞTA GELEN İŞLEVİ EGEMENLİKLERİ ALTINA ALDIKLARI HALKLARIN TEPESİNE BİNMEK VE MALLARINA ÇÖKMEKTİR. Ceza kanunlarında bireysel gaspçılığa ağır cezalar konmuştur ama devletler en büyük gaspçıdır.”
    “BUNLAR, DİĞER HAYDUT DEVLETLERİ DE BASKI ALTINA ALIRLAR, ONLARI HARACA BAĞLARLAR, o haydut devletin halkından sızdırılan gelirin büyük kısmına el koyarlar, daha olmadı, son Venezuela örneğinde olduğu gibi, haydut devletin yönetimine ve mallarına doğrudan el koyarlar. BU DAHA ÖNCE DOMİNİK’TE, IRAK’TA, LİBYA’DA DA VB. UYGULANDI.”
    Sayın BİLGİÇ “Anonim 04 Ocak 2026 at 01:34”
    Lütfen Zileli beye yazıp ona da hatırlatın: “CORTEZ-MAMDANİ-DEMİRTAŞ GENÇLER, AKIL BAŞTA DEĞİL YAŞTADIR sloganımla tarihte hiç görülmemiş YENİ BİR DEVLET kuracaklar!”
    Ayrıca çoktan ölmüş olan ve sizin gibi bir bilgicin eline su dökemeyeceği Walter Benjamin (1892-1940) de ipin ucunu biraz kaçırmış gibi:
    “Tarihte hem medeniyet hem de barbarlık olmayan bir medeniyet belgesi yoktur”
    Not: Gerçi Graeber et Wengrow devletsiz medeniyetler olduğunu gösterdiler ama Benjamin devletli medeniyetlerden söz ediyor. Ve sizin GENÇLERDEN habersiz. Ama buluşursanız ona da yenilikleri müjdelersiniz.
    Üstelik belge yazı varsayar ve yazı Sümer’de başladı.

  22. Pipsqueak

    Cortez-Mamdani-Demirtaş Hu Hu Hu çeken GENÇ politikacılara
    Beyin Yıkama Fabrikası Medya Tam Gaz İlerliyor: Maduro mahkemeye çıkacak falan filan, falan filan.
    “The show must go on!”
    Giriş: Bir şairden.
    Şair turistlere kılavuzluk edeni görür ve düşünür: “Eğer kılavuz Roma ve Antik Yunan eserlerini gösterip dır dır edeceğine, köprüde çocuklarına yiyecek götüren bir babayı gösterip ‘işte en önemli olan bu!’ derse, dünyanın değiştiğine inanırım” der.
    Onu taklit edeceğim. Eğer Maduro mahkemede yargıçlara döner ve “Siz Trumpın önünü, arkasını yalayan alçaklarsınız. Sizi çok iyi tanıyorum, etrafım sizin gibi siliklerle doluydu. Ben de aynı yoldan geçtim. Geceleri 20’nci yüzyılın büyük tarihçisi Toynbee’nin “son 7 bin yıl insanlar Allaha’a taptıklarına inanarak, Devlet’e taptılar” ve Eduardo Galeano’nun 3 cilt “Ateş Anıları” ile Latin Amerika’nın Kesik Damarları kitaplarını okur her ayak bastığımız yere gaddarlık, ölüm, vahşet, acımasızlık getirip, her gittiğimiz yeri kurak çöle çevirdiğimizi, her gittiğimiz yerdeki insanları da kendimize benzettiğimizi ve bunları barış seven İsa’nın adına ve onu da kendimiz gibi pez*venge çevirdiğimizi okuyarak cehennemi yeryüzüne indirdiğimizi görürdüm. Ben de sizin gibi çaresizdim! İş işten geçmişti!” derse dünyanın değiştiğine inanırım.
    Aksi halde ve yine Cortez-Mamdani-Demirtaş uzun havaları ve hu huu huuuu çekmeleri dinlemeye devam!

  23. Anonim

    “pipsqueak” bey,

    (04 Ocak 2026 at 19:31)

    Şu soruyu sormuşsunuz:

    “10 bin yıllık devletli toplumlar arasında, devlet sınırları içindeki insanlara eşitlik sağlayan, hayatla insanlar arasında p*zevenklikle geçinmeyen bir Devlet biliyor musunuz?”
    __________________________________

    Bu sorunuza, “evet biliyorum” ya da “hayır bilmiyorum” cevaplarından birini versem, konu yine dönüp dolaşıp; “evet / hayır”, “ya / ya da”, “sıfır / bir”, “var / yok” (…) / (…) / (…) / (…) / (…) çakışmasına dönüşecek. Kısacası; “algoritmaların kurduğu hegemonya”nın beyhude bir uzantısı olacak sadece.

    Siz ise, “evet biliyorum” cevabını verseniz bile; algoritmaların hegemonyası altında minicik bir kımıldama olacak, ötesi yok, bunun farkındasınızdır. Günümüz dünyası, ne hazin ki; matematiğin, istatistiğin ve grafiklerin hegemonyası altındadır artık. Çok yazık…

    Eğer isterseniz; “Alexandria Ocasio-Cortez”in, “Zohran Mamdani”nin, “Selahattin Demirtaş”ın veya onlar gibi genç siyasetçilerin çabalarına kızabilirsiniz, bu gençlerin devletin zorbalık yapma araçlarını kendi kontrolüne almak isteyen, hırslı birkaç acemi olarak kabul edebilirsiniz.

    Ben yine de bu genç siyasetçileri desteklemeye devam edeceğim.

    Niçin?

    Çünkü bu genç siyasetçiler; hiç olmazsa, “Elon Musk” gibi, “Jeff Bezos” gibi gaddarların algoritmik hegemonyalarına karşı bir şeyler yapmaya uğraşıyorlar, hayatın güzelliklerini sadece birkaç şımarık zenginin oyun bahçesine zimmetlemek amacıyla Donald Trump’ın peşinden ayrılmayan, “Mar-a-Lago”daki kapitalist kahkahalara karşı mücadele etmek için birşeyler yapmaya uğraşıyorlar.
    __________________________________

    • Hiçbir şey yapmak isteMEyen “Chuang Tzu”nun tavsiyesini unutmayınız:

    Those that think that wealth is the proper thing for them cannot give up their revenues; those that seek distinction cannot give up the thought of fame; those that cleave to power cannot give the handle of it to others. While they hold their grasp of those things, they are afraid of losing them. When they let them go, they are grieved and they will not look at a single example, from which they might perceive the folly of their restless pursuits – such men are under the doom of heaven.

    • “Chuang Tzu”dan binlerce yıl daha eski olan “mitolojik Shiva”nın tavsiyesini unutmayınız:

    When we invest our entire energy in any action, there will be no regrets; and when there are no regrets, there is no fear or anxiety.

    Act within nature; not against it.

    Stillness is supreme while acting within nature.

    No fame.
    No shame.
    No name
    No self.

    Be a pillar in the middle of a storm.

    Only stillness in action.
    __________________________________

    “pipsqueak” bey, şunu iyice anlamanızı umarım:

    “Alexandria Ocasio-Cortez”in, “Zohran Mamdani”nin, “Selahattin Demirtaş”ın, veya herhangi bir genç siyasetçinin çabalarının neticesinde; “mükemmel hayat” beklentim yok. Sosyalist de değilim.

    Şunu lütfen unutmayın:

    Chuang Tzu ve Shiva “tabiatın ve hayatın akışıyla yaşamanızı tavsiye ederiz” diyor; “birkaç şımarık zenginin önünde boyun eğin ve susun” demiyor.

  24. Pipsqueak

    “Anonim 06 Ocak 2026 at 01:32” yorumuna cevap
    Uyarı: Bu cevabımı, daha önce günümüz dünyasında bile hala artık sonsuz yırtık pırtık olmuş ayıp donlarıyla İLETİŞİM yapan orta-sınıflıların iğneleyen, kibarca hakaret eden, laf ebeliği etme dilini kullanmadığım için sansürü geçmediğinden yeniledim.
    ————————————————————————————
    “Bu sorunuza, “evet biliyorum” ya da “hayır bilmiyorum”…“algoritmaların kurduğu hegemonya”nın beyhude bir uzantısı olacak sadece.”
    Ben sizi yüzde yüz anlıyorum ama ne son yazdığımı ne de önce yazdıklarımı zerre kadar anlamışsınız. Sizi günümüzde sonsuz yaygın ve kurtulması imkansız olan cahilliği gizleme ve hatta huzur sağlama “her şey görece” dünyasında ve özellikle, rahatlık-bolluk-entelektüel, tüm dünyayı kendi kalıbına sokan Batı dünyası coğrafyasında burjuvalıktan orta sınıflılığına atlamış bir okul-televizyon (medya) bireycisiniz
    Cevabı bilmediğiniz gibi soruyu da bilmiyorsunuz. Antropoloji bilim dalı 16-18 yüzyılları arasında emekleme devrini geçtikten sonra hız kazandığı gibi “ergenliğe” kavuştu ve bu soru ana ve merkez oldu.
    Çok basit ama önemli bir örnek: 19’ncu yüzyılın, teknolojik-endüstriyel devrimini yarattığı akıl almaz becerileriyle doğan en büyük miti İLERİCİLİK mitiydi.
    Genel olarak o zamana kadar mükemmellik, bakire kadın misali, zamanla bozulmamış, başlangıçtaydı, dolayısıyla hala izleri olan “yaşlılara saygı”. Teknolojik-Endüstriyel devrim mükemmelliği SONA koydu. Marks mükemmelliği eskide aradı ve Teknolojik-endüstriyel devrimin tam bir esiri olduğundan o da sona koydu ve hatta o zaman tarih bitermiş. Bakın Francis Fukuyama. Diğer bir misali de “Konformistler ve Ağıtçılar” makalesinde entelektüel Gorbaçev-Yelsin olan “Anonim 09 Ocak 2026 at 01:29” Yuri Slezkine hayranı diğer bir orta-sınıf entelektüel.
    Sizin iyice benimsediğini ise alt mitlerden GENÇLİK miti. MARKSİZM diğer bir alt mit. Her ikisi de çok daha somut ve cana yakın olduğundan daha kolay benimsenir.
    Entelektüellik ifadeniz “algoritmaların kurduğu hegemonya” bu İLERİCİLİK (ve BİREYCİLİK) hegemonyasının devamı!
    Bu soruyu dünyanın en medeni, en ırkçı, günümüz hegemonyasını en derinden savunan ve bu genlerini günümüz ABD’sine boşaltıp yaratan İngiltere’nin BBC’si biliyor! Hayret değil mi? BBC’den, sadece bir kısmını, “Çarlık ve Osmanlı Monarşileri ile Sovyet ve Cumhuriyet Oligarşilerinin Kıyaslanması” makalesi sayfasında “Pipsqueak 25 Aralık 2025 at 12:40” yorumumda aktarmıştım.
    O yazıyı okuyun ve hala “Bu sorunuza, “evet biliyorum” ya da “hayır bilmiyorum”…“algoritmaların kurduğu hegemonya”nın beyhude bir uzantısı olacak sadece.” uzun havalarını tekrarlarsanız, benim fitilim tükenir.
    Sadece insanın insan olması 300 bin yılı son 10 bin yılın arkadan gelen bir mahsulü olarak hiç saymakla kalmaz, “Ferman Sultanın, Dağlar bizim” türküsü ve benzeri milyonlarca haykıranları duymamış veya anlamamış olduğunuzu kanıtlar.
    Bir entelektüele yakışır örnek: Medeniyetler tarihini sayısız eserleriyle araştıran Fernand Braudel: “Medenilerin Devletli düzenlerinden kaçanlar dağlara çıktılar”
    Bu orta-sınıf anarşistliği sitesinde asla görmeyeceğiniz James C. Scott’ın “Devlet nasıl Görür” ve “Zomia” eserleri, ünlü ibn Khaldun diğer bazı örnekler.
    —————————————————————————————
    Yorumumdaki Güney Amerika toplumu BİREYLERDEN oluşur. Siz medeniler BİREYCİSİNİZ, yani b*kunda boncuk bulanlarsınız.
    Bireyci bölünmez demek, Birey ise kendini tüm diğerleriyle bölüşür ve kendini herkeste görür.
    Antropologlar genel olarak sizin gibi medenilere “INDIVIDUAL” ve ilkellerdekilere “DIVIDUAL” derler.
    Ben, özellikle günümüz medenilerini mantıktan yoksun görüyorum. Akıl Yürütme (Reason) üç maddeden oluşur ve ilki a = a. Yani evrende, canlı cansız her şey TEKTİR. Şu an tüm sizin gibi karnı doymuş orta-sınıflılar kafaları kesilmiş tavuklar gibi koşturmakta ve TEK olduğuna ilan etmekte. Cahillik artık dibi gelmez bir kuyu olmuş.
    Siz FELSEFE “bildiğiniz” için yine laf ebeliği başlar korkusuyla eklerim: Hegel statik mantığa zamanı ekledi a ≠ a oldu.

  25. Anonim

    “pipsqueak” bey,

    (10 Ocak 2026 at 12:55)

    Size daha ne kadar açık ifade edebilirim bilmiyorum, bir kez daha deneyeceğim:

    “Elon Musk” gibi, “Mark Zuckerberg” gibi, “Jeff Bezos” gibi, “Vladimir Putin” gibi, “Donald Trump” gibi (…) şımarık zenginlerin hegemonyasını istemiyorum.

    “Alexandria Ocasio-Cortez” gibi, “Zohran Mamdani” gibi, “Selahattin Demirtaş” gibi genç siyasetçilerin çabaladığı hayatın daha güzel olduğunu düşünüyorum. Bu genç siyasetçilerin; içten içe, “kötücül hegemonyâl niyetler” taşıdığını, bu niyetlerini gelecekte (vakti geldiğinde) açığa çıkarmak için şimdilik bir sır gibi gizlediklerini düşünmüyorum. Bu genç siyasetçilerin çabaları neticesinde; “dikensiz gül bahçesi” kıvamında bir beklentim yok, “mükemmel hayat” diye bir beklentim yok. (Sosyalist de değilim.)

    Lütfen unutmayın:

    Chuang Tzu ve Shiva “tabiatın ve hayatın akışıyla yaşamanızı tavsiye ederiz” diyor; “birkaç şımarık zenginin önünde boyun eğin ve susun” demiyor.

    Umarım, nihayet anlamışsınızdır…

  26. Pipsqueak

    Uygunsuz nitelemeler nedeniyle yayıınlanmadı. ADMİN

  27. Pipsqueak

    Sayın Entelektüel “Anonim 11 Ocak 2026 at 01:36”
    Doğrusu ben sizin gibi yaşlı olmasına rağmen, hele şu umursamamın hoş görü olduğu dünyada, hala dahi olmak için can atan birine hiç rastlamadım.
    Benim sınırsız beğendiğim bir BİREY olan Chuang Tzu sizin ima ettiğiniz ya da iddia etiğiniz gibi, ezici düzene karşı sadece seyirci kalmadı. Yazılarında insanları köle eden düzeni ağır eleştirdi. Medeniyet tarihinde ortaya atılan fikirlerin kaynağını bilmek de şart!
    Gittikçe büyüyen Çin sınırları nihayet ilkellere erişti ve ilkellerin insanları köle etmeden, doğayı egemenliği altına almadan yaşamaları düşünürleri, özellikle Taoistleri etkiledi.
    O yüzden size bu sitede verdiğim alıntıları okumanızı tavsiye ettim ama ya okumadınız ya da her günümüzde saymakla bitmez BİREYCİ olduğunuzdan bana Chuang Tzu dersi verdiniz.
    Batı taklitçisi Atatürk’ün fabrika mahsulü ürettiği, özellikle şehirlerde doğup büyüyen Türkiye entelektüelleri arasında Batı fikirleri son derece yaygın. Batı’da akla alınmaz bir bolluk getiren bilim-teknik-endüstri devriminin yarattığı dünya taklidi dünyanın her yerine yayıldı. Üstelik değişik yerlerde taklitçiler kendilerini aşağıdan yukarı yükselen merdivendeki basamak da görmeye başladılar.
    Ama şu da önemli, Batılılar Saray’a çok daha yakın olduğundan insan ve doğayı egemenliği alma kaynağı canavarı çok iyi tanırlar. Üstelik etnografi ve antropoloji gibi ilkelleri yoğun çalışma Batı’da başladı. Zenginlikte fırsat sağladı ama Saray’a yakınlık ve şehirlerde doğup büyüme önemli bir unsur. Mesela bu da bilgide elinize su dökemeyecek Marksa göre, iş bölümü, sınıflar, eşitsizlik yarattı. Dolayısıyla sınıf kavgaları, devrim, Komünizm ve tarihin sonu.
    Her neyse, Chuang Tzu hakkında aşağıda bir ekleme yaptım.
    ——————————————————————
    “Arthur Waley, ‘dünyanın en şen ve alay edici ve aynı zamanda en derin kitaplarından biri’ olarak tanımladığı en uzun Taoizm klasiği kitabın özünü yazan Chuang-Tzu hakkında çok az bilgimiz var” der. Taoizm, Çin medeniyetinin içten doğan, sezgisel, özel, göreneklere uymayan tarafını temsil eder ve ahlaki, resmi, saygın tarafını temsil eden Konfüçyüs’çülüğün karşıtıdır.
    [Not: Günümüz Çin’i Marksizm kılıfını giymiş Konfüçyüs’çü. ABD yüksek eğitim kurumlarındaki faaliyetlerini duymamış olabilirsiniz: Ünlü antropolog Marshall Sahlins’e göre, Amerikan üniversitelerindeki Çin Konfüçyüs Enstitüleri siyasi tartışmaları sansürlemekte, akademik özgürlüğü kısıtlamakta ve Pekin için propaganda aracılığı yapmakta. Tabii, Marshall Sahlins sizin gibi bir entelektüelin eline su dökemez ama bilmekte yarar var diye ekledim.]
    Chuang-tzu sadece dikkate değer bir düşünür ve yazar değil; William Blake gibi korkusuz bir göze sahip.
    Görüşleri geleneksel düşünce biçimlerine isyan değil. Onlardan muaflığını, insana tüylerini diken diken ettiren, doğuşla kazandığı hissi verir.
    [Not: İlkellerin gelenekleri hakkında bilgi edinmek isterseniz elinize su dökemeyecek olan Marshall Sahlins’in “Büyülü Evrenin Yeni Bilimi: İNSANLIĞIN ÇOĞUNUN ANTROPOLOJİSİ” kitabına bakmanızı tavsiye ederim. Kalıntılar olsa da, medenilerin geleneklerinden farkları görmek için.]
    Gösterdiği dünya nesne ve olayları alıştığımız göreli önem verişten tamamıyla yoksun. İnsanlarda olduğu kadar hayvanlarda ve ağaçlarda da anlam buluyor sanki; insanlar dünyasında, dilenciler, sakatlar ve ucubelere acımasız fakat prensler ve bilgelere gösterilen ilgi ve saygıyla bakar. Ölüm karşısında yaşama karşı gösterdiği soğukkanlılığını korur.
    [Not: Zavallı medeniler daima insanları Medeniyet denilen şeye özgü ve içsel olan Merdiven basamaklarına koyar.]
    Her ikisi yerlerine ve zamanlarına sıkı sıkıya bağlı olsalar da, Blake gibi bir İngiliz ya da Chuang-tzu gibi bir Çinli asla olmadı.
    ================================================================
    Siz dahi olmak istemişsiniz, belki yardımcı olur diye dahi Einstein’dan bir alıntı yazdım: “Dahilik kaynaklarını saklamayı bilmektir.” Ama ben Chuang Tzu kaynaklarını sakladı demek istemiyorum. Çin düşünürler ilk defa çoktan unutulmuş, doğayı ve insanları egemenlik altına alıp tatsız tuzsuz, köleliği kabullenen entelektüeller ve sıradanlar üreten Medeniyet aksine içinde bulundukları doğada, hayvan ve bitkiler gibi, uyuşum içinde yaşayan ilkellere rastlamışlardı. Hatta Batı seyyahları ve etnograflar da ilkelleri çocuğumsu, akıl yürütmeden yoksun, hayvan ve bitkilere benzettiler.
    Chuang Tzu Medeniyet içinde başka bir dünyanın varlığını sezenlerden biri ve
    A. C. Graham’ın ” Chuang-Tzu: The Inner Chapters” buna ışık tutar. Tavsiye ederim.
    Sizin bana ders verme cömertliğiniz size bir soru sorma cesareti verdi. Yaşlı olduğunuz için daha rahatça kabul edersiniz ki kendi bedeniniz bile sizin değil, emrinizi değil kendi doğasını dinler. Eğer sosyal düzen gökten zembille inmediyse, bazıların emir vermesi diğerlerinin emirlere boyun eğmesi tarihte gelişti. Eğer siz bunu doğal buluyorsanız neden siz Chuang-Tzu gibi günümüz düzenini olduğu gibi kabul etmediniz? Üstelik şimdi ilerici bir anarşist devrimci olan site sahibi eski bir devrimci Marksist! Ve her ikisine ortak devrimcilik ki en azından değişme çağrıştırır. Okuduklarımdan yola çıkarsam, sitede yorum yazanların çoğu en azından sol meyilli.
    İşte size devrimin resmi tanımı: “… mevcut düzenin köklü bir şekilde değişmesi ve yerine yenisinin gelmesi anlamına gelen hızlı, nitelikli ve köklü değişiklikleri ifade eder…”
    Lütfen kusuruma bakmayın ben sizin gibi geniş ve derin bilgili değilim ama hayatımın en uzun süresi mantık ve matematik öğretmekle geçtiğinden bende bir meslek sakatlığına neden oldu: Okuduklarımda mantık arama hastalığım var.
    Neden site devrimcilerine de Chuang Tzu dersleri vermiyorsunuz?
    Neden sizin değişme istemeniz Chuang Tzu’nun her şeyi kabullenme felsefesine uyuyor da, benim adını verdiğiniz gençleri eski tas eski hamam misali politikacılık yaptıklarını ileri sürmem Chuang Tzu’nun her şeyi kabullenme felsefesine uymuyor?
    Sizin elinize su bile dökemeyecek diğer biri de, Kuantum Fizik kurucularından ve bir temeli olan “belirsizlik ilkesini” çıkaran ve nobel ödülü kazanan Heisenberg, “Fizikçinin Doğa Anlayışı” kitabında Chuang Tzu’dan aldığı bir alıntıyı anlatır. Not: Aynı Heisenberg Hitler’e atom bombasını tavsiye etti ama o ayrı bir konu.
    Bütünü çok uzun olduğundan kısasını aktaracağım.
    “Tzu-Gung, Han Nehri’nin kuzeyindeki bölgelerden geçerken, sebze bahçesinde çalışan yaşlı bir adam gördü. Adam bir sulama hendeği kazmıştı. Kuyuya inip, kollarında bir kap su alıp hendeğe döküyordu. Çabaları muazzam olsa da sonuçlar çok az görünüyordu.
    Tzu-Gung, “Bir günde yüz hendeği sulayabileceğiniz ve az çabayla çok iş yapabileceğiniz bir yöntem var. Bunu duymak istemez misiniz?” dedi.
    Bahçıvan ayağa kalktı, ona baktı ve “Bu nedir?” diye sordu. Tzu-Gung cevapladı: “Arkası ağırlıklı, önü hafif bir tahta kaldıraç alırsınız. Bu şekilde suyu o kadar hızlı yukarı çekersiniz ki, adeta fışkırır. Buna çekme kuyusu denir.” Yaşlı adamın yüzünde öfke belirdi ve şöyle dedi: “Öğretmenimin şöyle dediğini duydum: Makine kullanan herkes bütün işini makine gibi yapar. İşini makine gibi yapanın kalbi de makine gibi olur ve göğsünde makine kalbi taşıyanın sadeliği kaybolur.
    Sadeliğini kaybeden, ruhunun çabalarında kararsız kalır. Ruhun çabalarındaki kararsızlık, dürüst akılla bağdaşmayan bir şeydir. Bu tür şeyleri bilmediğimden değil; onları kullanmaktan utanıyorum.”
    Heisenberg de benim gibi aptalca Chuang Tzu’nun ilkel yaşamayı tercih ettiğini zannetmiş. O 1976’da öldü. Ona doğru yolu göstermeniz imkansız ama lütfen bana anlatır da beni aydınlatır mısınız?
    Şimdiden sorularıma vereceğiniz cevaplara harcayacağınız emek için teşekkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Gün Zileli

Theme by Anders NorenUp ↑