Bolşevik partideki sol kanat, Komünist dergisinin 20 Nisan 1918 tarihli birinci sayısında, gidişata dair itirazlarını tezler hâlinde ortaya koydu. Tezlere göre, yerel organların otonomisini kaldırmaya, bürokratik merkezileşmeye ve komiserler yönetimine doğru bir gidiş vardı. Tezler, parça başı çalışmaya, iş gününün uzatılmasına, fazla mesaiye karşı çıkıyor ve şu uyarıları yapıyordu:
“Üretimde kapitalist yönetim tarzının yeniden tesis edilmesiyle bağlantılı olarak getirilen çalışma disiplini, emek üretkenliğini esas itibarıyla artırmaz, fakat proletaryanın sınıfsal otonomisini, faaliyetini ve örgütlenme düzeyini düşürür. Bu durum, işçi sınıfının köleleştirilmesi tehdidini taşır ve proletaryanın hem geri kesimlerinde hem de öncüsünde hoşnutsuzluğa yol açar.” (The “Left” Communists’ Theses on the Current Situation, http://libcom.org/library/theses-left-communists-russia-1918)
Sol kanat liderlerinden Nikolay Osinski’ye göre, Taylor sistemi işçileri birbirleriyle rekabete düşürecek ve dayanışmayı çökertecekti. Taylor cenderesi işçileri öylesine tüketecekti ki, kimsenin toplumsal faaliyete katılacak gücü kalmayacaktı.
Osinski, çalışma disiplininin geliştirilmesine değil, kapitalist yöntemlere başvurulmasına karşıydı. Osinski’ye göre, üretim normlarını seçimle gelen halk konseyleri belirlemeliydi. Normlara uymayanların durumuna ise iş arkadaşları ve yoldaşlık mahkemeleri bakmalıydı. Ayrıca, iş gününü uzatmak bir yana, tam tersine, herkesin iş bulabilmesi için kısaltmak gerekiyordu.
Osinski, Komünist’in ikinci sayısında, eğer işçilere karşı sopa kaldırılırsa Sovyet iktidarının kendini inkâr etmiş olacağı uyarısında bulundu. Osinski’ye göre sosyalizm ancak işçilerin sınıfsal yaratıcılığıyla kurulabilirdi. İşçilerin sınıfsal yaratıcılığının yerini sanayi şeflerinin fermanları alırsa, kurulabilecek tek şey devlet kapitalizmiydi:
“Proleter toplumun, ‘sanayi kaptanlarının’ fermanlarıyla değil, fakat işçilerin kendi sınıfsal yaratıcılığıyla inşa edilmesi gerektiği görüşündeyiz. …
“Proletaryanın kendisi, emeğin sosyalist örgütlenmesi için gerekli önkoşulları yaratmayı bilmiyorsa, bunu proletarya için hiç kimse yapamaz ve hiç kimse proletaryayı bunu yapmaya zorlayamaz. Eğer işçilere karşı sopa kaldırılırsa, bu sopa ya başka bir sınıfın etkisi altındaki bir toplumsal gücün ya da Sovyet iktidarının elinde olacaktır. Eğer sopa Sovyet iktidarının elindeyse, o zaman Sovyet iktidarı proletaryaya karşı başka bir sınıftan — mesela köylülükten — destek almak zorunda kalacak ve böylece proletarya diktatörlüğü olarak kendisini yıkıma uğratacaktır. Sosyalizm ve sosyalist örgütlenme proletaryanın kendisi tarafından kurulmalıdır; aksi hâlde hiç kurulmayacak, onun yerine başka bir şey, yani devlet kapitalizmi kurulacaktır.” (Nikolay Osinski, On the Construction of Socialism, http://libcom.org/library/construction-socialism-nikolai-osinsky-valerian-v-obolensky)
İşçilerin mücadele içinde oluşturdukları fabrika komitelerince onaylanan iş yöneticilerine itaat etmeleri başka şeydir; tepeden inme şeflere sorgusuz sualsiz boyun eğmeleri başka şeydir. Taylor esaretini “bilimsel ve ilerici” diye dayatan devlet sopası, gerçekte devlet kapitalizminin hükümranlığını tesis etmiştir.
Radek’in kehâneti
1917 Şubat ayaklanması ile başlayan devrim, aşağıdan muazzam bir enerji üreterek devleti dağılma sürecine sokmuştu. 1917 Ekim darbesi ile iktidarı ele geçiren Bolşevik liderlik ise devrimin parçalamakta olduğu devleti toparlamaya girişti.
Devletin toparlanması, devrimin geliştirdiği anti-iktidar pratiklerin ezilmesine bağlıydı. Hükûmetteki devletçi sapma, fabrikalardan işçi semtlerine yayılan otonom pratikleri geriletmek için işçi kontrolüne karşı devlet kontrolünü dayattı.
Devletçi sapma, işçi sınıfı otonomisini bastırma operasyonunun bir parçası olarak, sendika temsilciliği seçimlerini de devletin vesayetine bağladı. 16-25 Ocak 1919 tarihli İkinci Rusya Sendikalar Kongresi’nde konuşan Perkin adlı delege bu uygulamayı şöyle protesto etti:
“Eğer bir sendika toplantısında bir kişiyi komiser olarak seçmişsek, … o kişinin bizim komiserimiz olacağını, komiserlikte bizim çıkarlarımızı temsil etmesine izin verileceğini düşünürsünüz. Fakat hayır. Kendi irademizi, işçi sınıfının iradesini ifade etmiş olmamıza rağmen, seçtiğimiz komiserin otoriteler tarafından onaylanması gerekiyor. … Bu, proletaryayı maskara yerine koymak demektir. Proletaryaya seçme hakkı tanınıyor; ama devlet iktidarı, seçimleri onama yetkisini kullanarak temsilcilerimize istediği muameleyi yapıyor.” (Aktaran: Maurice Brinton, The Bolsheviks and Workers’ Control, http://libcom.org/library/bolsheviks-workers-control-solidarity-1919)
İktidardaki devletçi sapma, bir yandan işçi sınıfı otonomisini geriletirken, diğer yandan siyasal muhalefeti baskı altına aldı. Muhalif parti ve örgütlerin üstüne Çeka salındı. Daha sonra sıra, Bolşevik parti içindeki muhalefete geldi. Sol kanadın çıkardığı Komünist dergisi dördüncü sayıdan sonra kapandı. En nihayet, 1921’deki onuncu kongrede parti içi muhalefet tamamen yasaklandı.
Başlarda üç ayda bir toplanan Sovyetler Kongresi, zamanla yılda bir toplanır hâle geldi. Sovyet Merkez Yürütme Komitesi güya en yüksek yasama organıydı; fakat bu işlevi hiçbir zaman gerçek anlamda yerine getiremedi. Hükûmetin ilk yıl çıkardığı 480 kararnamenin sadece 68’i Sovyet Merkez Yürütme Komitesi’ne sunuldu. Sonraki yıllarda Sovyet Merkez Yürütme Komitesi, âdeta kararnameleri tasdikleyen bir noterliğe dönüştü.
Böylece işçi sınıfının, kır emekçilerinin kazandığı toplumsal iktidar mevzileri adım adım düşürüldü. Sovyetler, fabrika komiteleri, doğrudan demokrasi organları işlevsizleştirildi. Sendikalar ve kitle örgütleri, devletçi sapmanın iradesini işçi sınıfına, emekçi halka dayatmanın araçları hâline getirildi. Parti ile devlet iç içe geçti, tek parti rejimi kuruldu.
Tarih, Karl Radek’in 20 Nisan 1918’de yaptığı şu uyarıyı haklı çıkaracak bir seyir izledi:
“Eğer Rus devrimi bir burjuva karşı-devrimiyle ezilirse, Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden yeniden doğar. Ama eğer Rus devrimi sosyalist karakterini kaybederek çalışan yığınları hayal kırıklığına uğratırsa, bu darbenin Rus ve uluslararası devrimin geleceği bakımından sonuçları on misli daha kötü olur.” (Karl Radek, Five Months On, Kommunist, https://www.marxists.org/archive/radek/1918/04/five-months.htm)
ADMİN BİLGİ NOTU:
Nikolai Osinsky (1877-1938): 1920’li yıllarda Bolşevik Parti içindeki Demokratik Merkeziyetçiler grubunun liderlerinden olan Osinsky 1938 yılındaki Büyük Temizlik sırasında idam edildi.
Karl Radek (1885-1939): 1939 yılında üç yıldır tutuklu bulunduğu çalışma kampında NKVD tarafından öldürüldü.
Bir yanıt yazın