Öyle sanıyorum ki bu yazım hayatımın ilk ve son spor yazısı olacak. Dünya kupası hummasına ben de kapıldım sonunda. Gece yarıları uyanıp maç seyrediyorum.
Gençlik dönemimde “hasta” Vefa taraftarı olarak gittiğim maçlarla kıyasladığımda her şey gibi futbol de çok çok gelişmiş. Favori takımları bir yana bırakalım, futbol Afrika’da da büyük gelişme göstermiş. Bu dünya kupası bunu açıkça ortaya koydu. Zaten futbolcuların neredeyse yüzde sekseni Afrika kökenli.
Gerçi, Mısır-Arjantin maçında Mısır 2-0 öndeyken son on dakikada 3 gol yiyerek sahadan mağlup ayrılınca FİFA hakemlerini suçlayan “üçüncü dünyacı” ya da “ulusalcı” bir dalga da yükseldi. Bunda haklı yanlar olabilir. Benim aklım işin finansal yanlarına pek ermez ama ben yine de dışa değil (hakemi suçlamak) içe (kendini eleştirmek) bakmanın yeni yükselen Afrika futbolüne daha fazla yararlı olacağını düşünüyorum. Güzel iki gol atıp maçın bitmesine neredeyse 10 dakika kalmışken Mısır nasıl oldu da 3 gol birden yiyerek elendi. Böyle bir sonucun hakem kararlarıyla ortaya çıktığını ileri sürmek içe dönük eleştiriyi önler ve sonuç olarak size zarar verir. Bu, siyasette de böyledir, sporda da böyle.
Öte yandan, dünya kupasının bir ünlüler ya da yıldızlar şovuna dönüştürülmesi, neredeyse şampiyonlukla eşdeğer bir gol krallığı yarışının cereyan etmesi benim açımdan en rahatsız edici nokta.
Hakem Arjantin lehine penaltı kararı mı verdi, bu penaltıyı tartışmasız Messi kullanacaktır ya da Fransa penaltı mı kazandı, penaltı noktasına derhal Mbappe koşacaktır. Neredeyse onların gol krallığı skoru maçın kendisinden önemli hale gelmiştir.
Messi 4 penaltı kaçırdı, Mbappe ise bildiğim kadarıyla 2. Hele Messi ve Mbappe’nin kaçırdıkları son penaltılar görülmeye değerdi. İkisi de topa vurmadan önce felç olmuş gibiydi. Sonuçta gol krallığı yarışının kurbanı oldular. Tabii kendileri de böyle bir yarışa koştukları için sorumlu.
Oysa hareketli toplara vurmakta usta olan bu oyuncuların duran toplara vurmakta aynı ölçüde acemi olduklarını görmemek için aptal olmak gerekir. Bu sözüm takımların koçlarına. Tabii gerçekten otoritelerinin var olduğunu düşünerek söylüyorum bunu. Hareketli toplarda çok başarılı olan bir oyuncu duran toplarda aynı başarıyı gösteremez.
Ben olsam, penaltıları kaleciye attırırım. Çünkü kalecinin zaaf noktalarını en iyi kaleciler bilir. Bunu deneyen tek bir kişi çıkmaz elbette. Her şeyde olduğu gibi futbolde de ufuklar kapalıdır.
Gün Zileli
10 Temmuz 2026
Bir yanıt yazın