Site Logosu

Gün Zileli

Aşk ve Devrim

Yusuf Zamir Yazıları 12: Toplumsallık ilüzyonları

Anti-emperyalizm ve Ulusalcılık, Gün Zileli, İdeolojik Biçimlenme, Milliyetçilik, Ulusalcılık, Yusuf Zamir Yazıları

Burjuva toplumda birbirleriyle ancak metalar aracılığıyla ilişki kurabilen yalıtık bireyler, meta mübadelesinin yapıldığı pazarda kof bir toplumsallık bulurlar. Yalıtık bireyleri birbirlerine bağlayan pazar ilişkisinin yarattığı toplumsallık illüzyonu, kendini yurt, ulus, devlet olarak çeşitli biçimlerde ortaya koyar.

Yurt, ulus, devlet gibi toplumsallık illüzyonlarının dayattığı “genel çıkar” da bir illüzyondur. Çünkü sahici bir toplumsallığı yaşamayan yalıtık bireylerin hepsini kapsayan sahici bir genel çıkar olamaz. Genel çıkar illüzyonu, gerçekte, özel çıkarların muharebe meydanını örten sis perdesidir.

İnsana yabancılaşmış faaliyetin birbirlerinden kopardığı bireylerin, birbirlerinden ayrı ve birbirlerine karşı işleyen özel çıkarları vardır. Bu özel çıkarlar ile genel çıkar illüzyonunu uzlaştırmak mümkün değildir.

Yurt, ilk bakışta, coğrafi bir gerçekliğe işaret edermiş gibi görünür. Ancak coğrafi mekânlar, kendiliklerinden yurt değildir. Bir coğrafya parçasını yurt yapan, o coğrafyada yaşayan insanların karşılıklı faaliyetleridir.

Yurt kelimesi, köken itibarıyla çadır demektir. İnsan faaliyeti klanları, kabileleri, aşiretleri aşarak daha geniş ilişkiler ağı yarattıkça, “çadır”ın kapsadığı mekân da genişlemiştir. Bugünkü anlamıyla yurt, sermayenin pazar bütünlüğünü sağladığı toplumsal faaliyet mekânıdır.

İnsan, evet, içinde doğup büyüdüğü aileyi, mahalleyi, şehri sever. Ancak insan doğarken bu sevgiyle doğmaz. Bu sevgi, doğuştan gelen değil, yaşam pratiğiyle sonradan edinilen bir duygudur.

İnsanın ailesini, mahallesini, şehrini, aynı yaşam serüvenini paylaştığı halkını sevmesi olağandır. Peki ama bu niye olağandır? İnsan, mahallelisini, memleketlisini, yurdunu sever de niye “öteki” için aynı sıcaklığı hissetmez?

Çünkü günümüzde insanların yaşam pratiğini, insana yabancılaşmış faaliyet belirlemektedir. Yabancılaşmış faaliyet içinde insanlığı örselenen yalıtık bireylerin zihinlerinde kendileri ve başkaları hakkında tek yanlı ve aptalca duygular oluşmaktadır.

Oysa insanların yaşam pratiğini evrensel-komünal faaliyet belirleseydi, insanların duygularını da evrensel-komünal faaliyet biçimlendirirdi. Eğer dünya çapında komünal insanlık ışıldasaydı, bütün dünya yurt olurdu, bütün insanlar yoldaş olurdu.

Ekonomi politik, özel mülkiyet duygusunu ve para hırsını insan doğasından gelen bir veri olarak kabul eder. Oysa özel mülkiyet duygusu ve para hırsı, insanların genetik kodlarında yazılı değildir. İnsanın böylesine tahrip oluşu, yabancılaşmış faaliyetin kuşaklar boyunca insanı kemirmesinin sonucudur.

Özel mülkiyetin harap ettiği bireyler, kendi mülkiyetlerinde olmayan nesnelere yabancı, hatta düşman muamelesi yapar. Özel mülkiyetin kararttığı ruhlar, kendi mülkiyetlerinde olmayan doğa dâhil her şeye karşı en iyi ihtimalle kayıtsızdır.

Yurtseverlik, mülkiyet duygusunun muhayyilede büyütülmesiyle varılan bir soyutlamadır. Marks’ın deyişiyle, “yurtseverlik mülkiyet duygusunun ideal [soyut – YZ] biçimi”dir. (K. Marks, Lui Bonapart’ın On Sekizinci Brumiyer’i, 1851-1852, MESE, İng., c. 1, s. 483.)

Yurt, ulus, devlet cenderesinde kayboluşu hem ifade eden hem de tahkim eden yurtseverlik, ulusçuluk, devletçilik ideolojileri mevcut insana aykırı düzenin zihinsel yansımalarıdır.

17 Comments

  1. Peki Kürtlerin 'yurdu' ?

    Kürtler kendi “yurdunu” kurmalı mı? / kurmamalı mı?

    Eğer Filistin’in “yurt kurma mücadelesi”ni destekliyorsanız; Kürtler’in de “yurt kurma mücadelesi”ni desteklemeniz gerekmez mi?

    Nedir cevabınız?

  2. Okur

    Hocam Gazze, İsrail devletinin sınırları içinde değil. Kürt sorununun çözülmesini desteklersin o ayrı. Bu, tarafların mutabık kalabilecekleri çözülebilir bir sorun. Diğerinde soykırımın tamamlanması veya zorunlu göç alternatifi gözüküyor. Emperyalizm çözülmesine izin vermez gözüküyor. Tavrını belli edersin ayrı.

  3. Charles Ponzi'nin sonu

    Size “Charles Ponzi”nin ömrünün nasıl bittiğini anlatayım:

    Kendi soyismiyle (ponzi) nam salmış sahtekârlıklar silsilesi kendi başını yakıp yıllar boyunca hapis yattıktan sonra; para kazanabileceği hiçbir iş imkânı kalmayınca, önüne fırsat çıktıkça çevirmenlik yaparak para kazanmaya çalışmış, elbette bu para yaşlılığını devam ettirmeye yetmemiş.

    Brezilya’da, Rio de Janeiro da; bakıma muhtaç kişilere yardım eden bir yardım kuruluşunun yatakhanesinde 18 Ocak 1949’ta ölmüş.

    Ölümünden sonra; üzerinden sadece ama sadece “75 dolar (yetmiş beş dolar)” çıkmış. Bu para, cenazesini toprağa defnetmek için ucu-ucuna yetebilmiş.

    Hayatta sahtekârlıklar yaparak zenginlik elde edebilme hayalinin sonu bazen böyle hazinle bitebiliyor…

  4. Batı'nın ahlâkını aldık!

    Batı’dan ithal LGBT düşmanlığı

    Bu durumda günümüzün bilge vezirlerinden Sayın Soylu, geçmişte eşcinsellerin Osmanlı diyârında hak sahibi olmadığını düşünmüş olamaz elbette. Hayır, işin ilginç yanı şudur ki, Batı’dan ithal edilen LGBT değil, LGBT düşmanlığıdır. Gerçekten de heteronormatiflik, yani karşıcinselliği doğal ve kaide, eşcinselliği ise gayr-i tabii ve sapkınlık addeden düşünce tarzı Osmanlı toplumuna Batı etkisinin yoğunlaştığı 19. yüzyılda girmiştir. Bu dönüşümün belki de en ünlü habercisi, Sadrâzam Ahmed Cevdet Paşa’nın 1870’lerin sonlarında Sultan II. Abdülhamid’e sunmuş olduğu Mârûzât adlı eserindeki şu sözlerdir:

    “Zen-dostlar çoğalıp mahbûblar azaldı. Kavm-i Lût sanki yere batdı. İstanbul’da öteden beri delikanlılar için ma’rûf ve mu’tad olan aşk u alâka, hâl-i tabi’isi üzre kızlara müntakil oldu. Küberâ içinde gulâm-pârelikle meşhûr Kâmil ve Âlî Paşalar ile onlara mensûb olanlar kalmadı.”

    Yani görülüyor ki koca koca sadrâzamlar “gulâm-pârelikle [yani oğlancılıkla] meşhûr” imişler yakın zamana kadar, ama artık durum değişmişti 1870’lere gelindiğinde.

    https://bianet.org/yazi/suleyman-soylu-lgbt-ve-milli-degerlerimiz-238687

  5. Görüntü ve Öz

    “Görünenle gerçeklik aynı olsaydı, bilime gerek kalmazdı” demiş ünlü bir sosyalist düşünür.

    Görüntü:

    Gerici ve Neo-Osmanlıcı AKP rejimi, modern Türkiye’yi Osmanlı gibi İslami bir yapıda geriye götürmek istiyor.

    Gerçeklik:

    İslam inancına taban tabana zıt bir hayat süren Osmanlı toplumu, yeryüzünde ilâhlık taslayan Firavunlar ve Nemrutlar olan padişahlar tarafından yönetilen bir Lût kavmi idi ve “modern” Türkiye’den fazlaca bir farkı yoktu. Dolayısıyla AKP rejiminin onu yeniden “diriltmesi” anlamsız olurdu.

  6. Zileli'nin sesi-soluğu çıkmıyor...

    Zileli’nin sesi-soluğu çıkmıyor…

    Ya MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun “esrarengiz” bir şekilde ölümü ile ilgili meselenin dönüp-dolaşıp kendisine bağlanacağından endişe edip “devletin radarı”na yakalanmamak için Kınalıada’dan dışarı adımını atamıyor,

    Ya da “Tera Portföy”e parasını kaptırdı, bunun kederiyle cebelleşiyor…

    Suskunluğunun sebebi bunlardır herhâlde…

  7. Gün Zileli

    Bu saçmalıklara sadece benimle ilgili olduğu için yer verilmesini istedim.

  8. Anarşist Gün Zileli'nin mekânı

    Anarşist Gün Zileli’nin mekânı:

    “Kınalıada”

    https://www.youtube.com/watch?v=3wOq_sZ24O4

  9. Anonim

    İoanna Kuçuradi’yi tanır mıydınız?

    Yakın dostunuz muydu?

  10. Gün Zileli

    Hayır.

  11. Anonim

    İnan Mayıs Aru ve Kaos yayınları ile ilişkileriniz oldu mu?

  12. Gün Zileli

    Elbette. Sayfalarına bakarbanız benim kitaplarımı da görürsünüz.

  13. Anonim

    Elbette. Sayfalarına bakarbanız benim kitaplarımı da görürsünüz.
    Söz ettiğiniz siteye girdim ve gördüklerim:
    Gün Zileli ve İnan Mayıs Aru, Türkiye’deki anarşist ve liberter hareket içinde uzun yıllara dayanan bir yol arkadaşlığına ve dostluğa sahiptir.
    İnan Mayıs Aru ve Gün Zileli, Türkiye’deki anarşist, liberter ve antimilitarist hareket içinde ortak bir ideolojik bağı paylaşan, birlikte çeşitli eylemliliklerde yer almış iki önemli yol arkadaşı ve dosttur. aralarındaki ilişki hem kişisel bir ahbaplığa hem de yayıncılık ve hak savunuculuğu alanındaki ortak mücadeleye dayanır.
    Gün Zileli’nin “Er-Tarih’e Karşı, Leviathan’a Karşı” kitebının İnan Mayıs Aru tarafından yazılmasında payı varmış ama “mutfakta kalmış”(bu ne demek?).

  14. Soru

    Okullarda şiddet, yaralama, öldürme olaylarının sık sık yaşanmaya başlanmasının sebepleri sizce neler olabilir Gün bey?

  15. Gün Zileli

    Bilmiyorum.

  16. Anonim

    Gün Zileli’ye bir soru: Ben size « ‘Er-Tarih’e Karşı, Leviathan’a Karşı !’ gerçekten anarşizmi mi savunuyor »? sorusunu yönelten lise öğrencisiyim. Sizden bir cevap alamayınca merak edip aynı soruyu tekrar sormak istedim, çünkü yazar kitabın başında anarşistleri küçümseyici laflar yanı sıra hakaret bile etmiş. Yoksa ben mi yanlış anladım? Beni en fazla etkileyen anarşistlerden birisiniz, lütfen durumu açıklar mısınız?

  17. Gün Zileli

    Yeniden baktım. Öyle bir şey göremedim. İlgili satırları gönderin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Gün Zileli

Theme by Anders Noren — Up ↑