Site Logosu

Gün Zileli

Aşk ve Devrim

Reel Politikada Dikkat Çekici Bazı Gelişmeler

Gün Zileli, Güncel Gelişmeler, İktidar Bloku, İktidarlar, Siyasi Tahlil, siyasi yapı

Reel politikayı oldukça uzaktan izlediğim gibi, bu konuda yazmayı, tahminde bulunmayı ve spekülasyon yapmayı da sevmem. Fakat son zamanlarda bu alanda öylesine dikkat çekici gelişmeler olmakta ki, bunlara daha yakından bakmak zorunlu hale geldi gibi geliyor bana.

Yok yok, Meclisin çıkardığı son “terörsüz Türkiye” yasasından veya bunun muhtemel sonuçlarından söz edecek değilim. Belki de bu, benim açımdan reel politikaya ilişkin yeni gelişmelerin en son sırasında yer alıyor.

Nedir peki? Lafı evirip çevirmeden hemen söyleyeyim: Bu, AKP içinde yükselmekte olan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından temsil edilen dinamik ve yeni bir iktidar odağıdır.

Akın Gürlek, Adalet Bakanı’dır ama aynı zamanda İçişleri Bakanı gibi görev yapmaktadır. Hatta diyebiliriz ki, “Başkanlık sistemi” teessüs etmeden önceki “Başbakan”ın görevlerini de yüklenmiş görünmektedir. Bugün İçişleri Bakanı’nın adını pek kimse bilmez ama bu tür işlerde hep Akın Gürlek’in adı geçer.

Akın Gürlek, genç ve dinamik bir bakan olarak birçok polisiye ve adli hükümet girişiminin başında yer almaktadır. Örneğin, geçmişte üstü örtülmüş birçok “faili meçhul” dosyasının yeniden açılmasının başında o vardır. Medyaya bu konudaki açıklamaları o yapmaktadır. Günümüzde AKP’ye destek veren bir gazeteci olan Cem Küçük’ün ve geçmişte AKP’nin destekçisi olmuş Rasim Ozan Kütahyalı’nın “yolsuzluk” dosyalarıyla tutuklanmasının ardında da Akın Gürlek bulunmaktadır. Bunlara “uyuşturucu” ve “müstehcenlik” operasyonlarının da eklenmesi gerekiyor kanımca. Son “Süleymancılar” tutuklamasının ardında da onun olduğunu düşünmek pek yanlış olmaz.

Fakat bunlardan daha da önemli bir şey var. Son zamanlarda medyaya yansıyan, AKP içinde, “Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin kısıtlanması” yönünde tasarlananlar da, biraz sezgisel bir tahmin olacak ama bence, Akın Gürlek’in başında bulunduğu, AKP içinde yükselen yeni iktidar odağının planı gibi görünüyor. Cumhurbaşkanı çevresinin iyice çürümüş olması ve artık bu zatın ilçelerdeki belediye başkanlarını “transfer etme” gibi işlerle iştigal ediyor duruma düşmesi, bence AKP içindeki bu yeni iktidar odağının açığa vurulmayan örgüt içi eleştiri oklarının hedefi olsa gerek.

Çok sezgisel de olsa, şunu da söylemekten kendimi alamıyorum: Bu dinamik yeni iktidar odağı, CHP’li belediyelere karşı yürütülen aleni faullü oyundan memnun değil ve bu konuda frene basmaya çalışıyor gibi geliyor bana.

Her çürüyen iktidar, toptan çöküşe giderken yalnızca karşısında toplumsal muhalefet unsurlarını bulmakla kalmaz, aynı zamanda çürümeyi önlemeye ve iktidara yeniden dinamizm kazandırmaya çalışan alternatifler çıkarabilir. Başarılı olur mu, o ayrı mesele. Bunu gelecek gösterecek.

Gün Zileli

29 Ağustos 2026

www.gunzileli.net

gunzileli@hotmail.com

zileligun1@gmail.com

3 Comments

  1. Anonim

    Bence mantıklı ve gerçekçi bir değerlendirme. Devlette uzun süre çalışmanın verdiği bir kanaat bende var: Sarayın surları içine kendini bir biçimde (ahbap, çeşitli torpil ve menfaatler vs.) atmayı başarabilmiş kişiler, -bırakın makam sahibi olanlarını, içerdeki bir müstahdem dahi-, Erdoğan etkisi, korkusunu, sonuçta otoritesini kullanarak, devletin diğer kesimleri ve hatta (biraz yetkilileri) özel sektöre kök söktürüyor diye kuvvetle tahmin ediyorum. Kendi çıkarları ve maddi imkânlarını artıran öyle mevzuat çıkıyor ki, benim zamanımda bunları Maliyenin kabul etmesi mümkün değil idi. Tüm dirençleri kırmışlar anladığım kadarı ile. Zannımca devletin ve sistemin dejeneresinde en büyük pay; Erdoğan’ın yol açtığı bu sistemden yemlenen; onun korkusunu/otoritesini kişisel istek veya çıkarları için kullanan -bunları görüp de sesini çıkaramayanlara illallah dedirten- saray surları içindeki bu kişilerin icraat(!)larıdır (Her yerde az-çok olduğu gibi, dürüst ve çalışkanları da vardır mutlaka, şahsen tanıdığım kimse yok.).

  2. 'Deniz Göktaş' tekrar tutuklandı

    Komedyen “Deniz Göktaş” hakkında tutukluluğuna yapılan itiraz sonrası “28 Ağustos” günü tahliye kararı verildi.

    Tahliye kararı sonrası SEGBİS ile sulh ceza hakimliğine çıkarılan Göktaş, cezaevinden çıkamadan “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla tekrar tutuklandı.

    İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği; “kaçma, delilleri karartma şüphesi” gerekçeleriyle tekrar tutuklama kararı verdi.

    Deniz Göktaş hâlâ “kuyu tipi” olarak bilinen Çorlu’daki “Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu”nda tutuklu.

    Kaynak:
    https://medyascope.tv/2026/08/28/tahliye-karari-verilen-deniz-goktas-yeniden-tutuklandi/

  3. 'Federatif rejim' geliyor...

    Tom Barrack “zihniyeti”nin ilk aşaması tamamlandı.

    Sırasıyla şunlar gerçekleşecek:

    ___ İLK AŞAMA ___

    “Çerçeve yasa tasarısı” onaylandı, ve yürürlüğe girdi:

    10 Ağustos 2026 Pazartesi

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Mill%C3%AE_Dayan%C4%B1%C5%9Fma_ve_Toplumsal_B%C3%BCt%C3%BCnle%C5%9Fmenin_G%C3%BC%C3%A7lendirilmesine_Dair_Kanun

    ___ İKİNCİ AŞAMA ___

    Terör suçundan ceza alMAyacak olan şahıslar, artık siyasete özgürce girip; geçmişteki “acılar”ın tekrar yaşanMAması için “Anayasa değişikliği”nin şart olduğunu sık sık dile getirmeye başlayacaklar, ve “barış”ın sağlam, kalıcı bir şekilde tesis edilmesi için RTE’nin desteklenmesi gerektiğini sık sık dile getirmeye başlayacaklar.

    ___ ÜÇÜNCÜ AŞAMA ___

    “Suriye”nin ve “Irak”ın; tarihimizdeki önemli bağları sebebiyle Türkiye’yle bugün bile dostluk içinde olduğu sık sık dile getirilecek. Eğer “İsrail”in operasyonlarını ilerletmesinin önüne geçilmek isteniyorsa, bunu dengelemek için “sağlam ve kuvvetli bir federatif devlet”in olması gerektiği sık sık söylenecek; “Suriye ve Irak”ın Türkiye’nin geleceğine ortak olması gerektiği, Türkiye’nin himayesinde ve liderliğinde (Osmanlı’daki “millet” sistemi baz alınarak) üç ülkenin birleşerek “federatif yapıda, birleşik devletler”in kurulması gerektiği sık sık dile getirilecek.

    ___ DÖRDÜNCÜ AŞAMA ___

    Türkiye’deki şirketler, yani Türkiye’deki özel sektör; federatif bir rejime geçişin “herkese parasal kazanç sağlayacağı”nı sık sık dile getirecek. Suriye ve Irak’taki piyasalara bürokratik mevzuatlarla boğulmadan rahatça açılmanın, oralardaki pazarlarda bürokratik mevzuatlarla boğulmadan rahatça faaliyet göstermenin “bölge genelinde ekonomiyi büyüteceği”ni, istihdamın hızla artacağını, özellikle “üç ülke”nin özel sektör şirketleri kafa-kafaya verip ortak projeler, ortak inovasyonlar gerçekleştirdiğinde; “ihracat rekorları kırılacağı”nı sık sık dile getirecekler. Ve; federatif rejime geçiş için “Anayasa değişikliği”ne tam destek verdiklerini peşin peşin ilân edecekler. Böylelikle; “iş aleminin (özel sektörün) nasıl tepki vereceği” meselesi daha en başından hükümet lehine tayin edilmiş olacak, ve RTE’nin geleceği teminat altına alınmış olacak.

    ___ BEŞİNCİ AŞAMA ___

    “Anayasa değişikliği çalışmaları”; federatif rejimin gerektirdiği yasal altyapıyı tamamen oluşturacak, ve uluslararası düzen içinde legâl konumunu ispatlaması için (yani “uluslararası meşruiyet”in sağlanması için) “referandum yöntemi” ile, veya “sadece meclis çatısı altında oy kullanma yöntemi” ile “yeni Anayasa” onaylanıp yürürlüğe girecek. (Not: “Referandum”da arıza çıkma riski yüksek olduğundan; sadece ama sadece “meclis çatısı altında Anayasa onayı” yöntemini uygulamak için uğraşacaklar.)

    ___ ALTINCI AŞAMA ___

    “Suriye” ve “Irak”taki kültürel doku ile uyumu tam tesis etmek için; Türkiye’de “laiklik & sekülerlik” ilk gündem maddesi olarak konuşulMAyacak. Bu kelimelerin konuşulması, gündeme getirilmesi daima unutturulacak. Medya kuruluşları, TV kanalları, program sunucuları, haber bültenleri, gazeteler buna göre dizayn edilecek. (“YouTube” üzerinden bireysel yayın yapan yayıncılara, ve “blog & websitesi” tipi metinler ile yayın yapan kişilere yönelik “hukukî düzenlemeler” getirilecek.)

    ___ YEDİNCİ AŞAMA ___

    “TSK”, “Suriye resmî ordusu”, “Irak resmî ordusu”; aralarında operasyon ve yetki paylaşımı yaparak ortak bir tavır sergileyecek, ve askerî anlamda herhangi bir “karmaşa” veya “emir-komuta anlaşmazlığı” doğMAyacak. Eğer ortak askerî operasyonlar yapılması gerektiği gündeme gelirse, bu tür ortak askerî konularda “nihaî karar” verme yetkisi; daima TSK’da olacak.

    ___ SEKİZİNCİ AŞAMA ___

    “Türkiye Cumhuriyeti” ismi kaldırılacak. “Anadolu ve Mezopotamya Birleşik Devletleri” gibi bir isim kabul edilecek. (Daha farklı bir isim de olabilir.)

    ___ DOKUZUNCU AŞAMA ___

    “Türkiye”, “Suriye”, “Irak” topraklarının resmî sınırları legâl olarak birleştirilecek, ve bu birleşme uluslararası organizasyonlara deklare (beyan) edilecek. Böylece “uluslararası hukukî zemin (meşruiyet)” tamamlanmış olacak.

    ___ ONUNCU AŞAMA ___

    “Üç ülke”de yapılacak ortak seçimlerde, yani “federatif devlet başkanlığı seçimleri”nde RTE klasik/standart seçim yöntemi ile [yani “sandığa oy atma” yöntemi ile] başa geçmek istediği için üç ülkeyi kapsayan ortak seçimler muhakkak yapılacak, ve Kürtlerin sayıca desteği çok olduğu için; RTE “federatif devlet başkanı” seçilecek.

    ___ SON AŞAMA ___

    Bütün bu aşamalar tamamlandıktan sonra; o dönemdeki ABD başkanı her kim olursa-olsun bu “yeni” devleti görmeye gelecek, yeni kurulan “federatif devletin başkenti Ankara’daki FEDERATİF BAŞKANLIK KÜLLİYESİ”ne gelip RTE’yi tebrik edecek, ve el sıkışarak kameralara poz verecekler.

    Bunların hepsi gerçekleşecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 Gün Zileli

Theme by Anders NorenUp ↑